Yükseliş – Ütopya Model (ideal yeni-yeni ideal)

“Halk bir fikirdir. Bir halk olmalıyız. Kâmil insan, küçük bir halktır. Hakiki popülarite, insanın en yüksek hedefidir. ”

Novalis

POST RÖNESANS VE İDEAL YENİ

(Hayal Taslak)

Not: Bu blogdaki bütün fikirler, beynimdeki bazı olaylardan esinlenerek yazılmıştır. Tamamen “hayal” ürünüdür.

Yükseliş – Ütopya

A.Bireysel Yükseliş

1.İdeal Yeni

Her yenilik iyi ve ideal değildir. Farklı ve yeni olan her şey modern değildir.  Modern olan nesne ya da suje tamir edici olandır. Yok edici olan bir değişim ya da yenilik çağdaşlık ya da ilericilik demek değildir.  Ancak ideal olan şey yenidir. İdeal olan şey her zaman yenidir. ideale yaslanan , ideale götüren, ideali isteyen her şey her zaman hem yenidir hem de gerçek fayda sağlar. İnsanın en yüksek hedefi idealitedir. Hakiki popülarite ve hakiki klasik budur. İdeal olan her zaman popülerdir. İdeal olan fikre ve hakikate dayanır. Materyal olan ise, hırsa ve yalana dayanır. İdeal olan vicdana dayanır. Ne kadar renkli de olsa, bir yalanın içinde vicdan barınamaz. Bu yüzden Materyal olan, toplumsal vicdanı eritmekle meşguldür. İdeal olan, uyanık ve ideal bir zihinle hüküm sürüp yalana ve hırsa dayanmadığı için adil bir düzene doğru götürürken; materyal olan daima yıkıcı bir kaosa doğru götürür. Şeyi ve şeyleri materyale hedefleyen , şeyi bir materyale dönüştüren yaklaşım ne kadar yeni de olsa aslında her zaman eskidir, paslı ve zehirli bir hurdadır. Bizler onu ışıltılı görürüz. Görmekteyiz. Güncel olana uyum sağlayan(!) her yeni, konformist ya da pragmatik eklentiler; modern falan değildir, hakiki olanın ya da ideal olan durumun yerini asla alamaz . Kötü ve vahim bir sonuca ulaştırıcı olan bir hedef, bir hedef değil bir tuzaktır. İşte bütün bunlardan hareketle günümüzde insanlık, bir hedefi hedef almış durumda değildir. sadece bir tuzağa doğru dolu dizgin koşmaktadır.

O halde materyal yeni değil; ideal yeni. O halde artık yeni materyal değil; yeni bir ideal.

5.İdealist Algı

Güzel doğruluk ve doğru güzellik için. Güzel ve sağlıklı düşünce. Dünyevi arzu ve isteklerde orta yol hali. Artık her güzellik doğru değil. Her doğru da güzel değil. Anlamsızlığın ve mekanik algının bertaraf edilmesi.

4.Tamir edici modern. ?? ideal yeni-yeni ideal

6. Saf Düşünce, saf soru, saf cevap. yalın beyin.

7. Ben

narsizmin , kibrin , bencilliğin ve benmerkezciliğin, neoözgürlüğün yargılanması. Post modernite ve neoliberal algının insan ruhundaki etkileri. Tüketim ve üretim kültürünün, Bireyciliğin yapı sökümü??? Toplumsallık ve kolektivist yaklaşım yapı sökümü?? birey ve toplum arası bir merkez yok mu?

8.Zevkçilik

Zevkin yeniden inşaası ve Rekonstrüksyonu (Hedonizmin yok edilmesi)

-etik ve estetik.

9.Nihilizm

Değersizleşmeye ve değersizleştirmeye karşı bir antitez. (anlam ve mâna)

10. Antiküresel Algı

Küreselleşme, Batılılaşmanın kitsch ve yoz bütün türevlerinin merkez alındığı ve masum bir kültürel alışverişle alakası olmayan, evrensel bir algı hastalığıdır. Küreselleşme, Homo Neoeconomicus ve pazardır. Küreselleşme, internet ağları ile insanları kıtalar ötesinden birbirine bağlayan, görüştüren ya da ürünleri, fikirleri, kültürleri kaynaştıran masum bir oluşum değildir.

Her yenilik iyi ve ideal değildir. Farklı ve yeni olan her şey modern değildir.  Modern olan nesne ya da suje tamir edici olandır. Yok edici olan bir değişim ya da yenilik çağdaşlık ya da ilericilik demek değildir.  Ancak ideal olan şey yenidir. Güncel olana uyum sağlayan her yeni, konformist ya da pragmatik eklentiler, hakiki olanın ya da ideal olan durumun yerini asla alamaz .

Baskın kültür, baskın medeniyet, baskın fikir hangisi ise kaynaşacak olan da sadece onunkidir. Diğerleri ezilir, kimliksizleşir ve kaybolur.

Küreselleşme ve globalizm, görkemli bir zokadır.  ucunda yem olarak neoliberalizm, post modernizm ve vahşi kapitalizm vardır. seç beğen yut ve yok ol.

#Antiküreselalgı

#antiküreselalgı

Küresel sermayenin bilim çetesi ile yeni model insan ve yeni model yaşam geliyor. Yapay zeka,  Siber Devrim, Metaverse, Transhumanism, Neuralink. ( yarı bio, yarı yapay insan)

yeni model insan.

Küreselleşmenin güzelliklerini, rahatlıklarını, avantajlarını, küresel görüş ve küresel felsefeyi, küreselleşmenin nimetlerini kim sayıyorsa yıllardır onlarla kapıştım her yerde. 

Küreselleşme son 30 yıldır dünya halklarının ve yerel kültürlerin, bütün güzelliklerin, güzel soylu manevi değerlerin, duyguların, renkli, farklı inanış ve fikirlerin yani insana ait ne varsa hepsinin sonunu getirecek olan paradigmanın başlangıcıdır. İnsana dair pek bir şey kalmayacak. Belki de hiçbir şey.

Getirecek demişim, getirdi sayılır zaten.

Amaçlanan şey;  tek tip insan modeli ve tek dünya kültürü ile dünyayı; muhalif algılar , değerler, kutsallığı olan duygular, aile , toplum ve dinler olmadan daha kolay yönetmek ve ürettikleri her şeyi daha da kolay satıp dayatmaktır. Sosyopsikolojik ve Sosyokültürel projelerle birlikte tabi ki ürettikleri teknolojilerle, Kesinleşmiş Somut ve Kalıcı Hakimiyeti kurmuş olacaklardır.

Amaçlanan şey ise ne yazık ki bugün belli oranda başarılmış durumdadır.

#antiküreselcialgı

B. Kitlesel Yükseliş (ideal yeni)

1.Tüketim Kotası

Doğrudur. Yeni bir şeyler söylemek çok modern gösteriyor. hatta post modern gösteriyor. tatlı ve havalı geliyor. o kadar havalı ki ayaklar yerde değil artık. örümcekli muhafazakarlık yapacak dünyadaki en son insanlardan biriyim lakin gerçekten ayaklar yerden kesilmiş durumda. tüm dünyada.

Tüketici ve post modern kültür. Tenekeden modernizm. Teneke Modernizmi. İçi boş ve idealite olarak çok zayıf. Modern dediğimiz sujenin ideal olması gerektiğini, yeni dediğimiz bir şeyin idealite sınırları içinde olması gerektiğini bu blogdaki sayfalarımdan birinde yazmıştım. buna da, -***ideal yeni- adını vermiştim. peki ideal yeni nedir? ideal olmayan şey; aslında sahte ve günübirlik fayda sağlayan ama özünde mantıksal bir sürdürülebilirliği olmayan, uzun ya da orta vadede tehlikeli sonuçlar doğuran şeydir.

insanoğlu ve küresel nizam uzun zaman önce çok kötü bir karar verdi. dünya bizim idealimiz mi yoksa materyalimiz mi? malesef ikincisinde karar kılındı. Materyal mi? İdeal mi? İdeal değil de materyal paradigmanın sonucu olarak da; 21 yy a girer girmez , neoliberal ve post modern dünyaya ve hayata merhaba dedik. Küresel sermaye krallıkları ile birlikte makro tüketim kültürü, özgürlük fetişizmi, hedonizm ve post truth anlayışla tanıştık. Bireyselliğin pik yaptığı orta ve üst sınıfların genişlemesiyle birlikte talep ve tüketim zirveleri yokladı. Kavramlar, değerler, dengeler ve sınırlar amorf bir hale geldi. insanoğlunun ayakları yerden kesildi. her alanda.

yeni bir şey söylemek, yeni bir şey söylemeyi fetişleştirmek trendi hızla yayıldı. yani sadece farklı görünmek için ya da sadece yeni bir şey söylemiş olmak için tehlikeli fikirler ortaya döküldü. Sırf modern ve marjinal görünmek için, hayati kavramlara, değerlere klişe ya da antika yaftası vurulup küçümsendi.

***İdeal Yeni: Her yenilik iyi ve ideal değildir. Farklı ve yeni olan her şey modern değildir.  Modern olan nesne ya da suje tamir edici olandır. Yok edici olan bir değişim ya da yenilik çağdaşlık ya da ilericilik demek değildir.  Ancak ideal olan şey yenidir. Güncel olana uyum sağlayan her yeni, konformist ya da pragmatik eklentiler, hakiki olanın ya da ideal olan durumun yerini asla alamaz.

modern olmak; yeni çıkan Iphone telefona sahip olmak değildir. yeni çıkan trend bir çantaya ya da spor ayakkabıya sahip olmak da değildir. Sonu gelmeyen bu yeni olanı hunharca tüketerek modern olduğunu sanıp salına salına dolaşmak hiç değildir.

Var olmak…Tüketmek değildir. Var olmak ,,,, Gereksizce ve mantıksızca üretmek de değildir. Var olmak üretim fetişizmi ya da tüketim fetişizmi de değildir. Post modern küresel tüketim kültüründe ne kadar çok ve nitelikli tüketiyorsan o kadar varsın. o kadar tanınırsın, adam yerine o kadar konursun.

Bir sayım yapılsa yani bütün dünyada bütün üretici şirket sahipleri kaç kişi? ve bütün tüketiciler yani bizler kaç kişi? Tüketicilerin sayısında pek zorlanacağımızı zannetmiyorum. üreticileri de kendiliklerinde tüketici sınıfına dahil etmeden sayacağız ama. üretim yapan, sanayici, endüstriciler.

Modern olmak nedir? ne değildir? yeni nedir? neye yeni denir? İdeal olan şey yenidir. Materyal olan şey asla yeni değildir. Tükenmeye ve hızlıca eskimeye mahkumdur. Ne klasiği olur , ne popüleri. Hızlıca gelip geçen ve tüketilen şeyler vardır. Materyal olan şey arıza yaratıyorsa ideal değildir. Fazlalıktır, gereksizdir hatta hastalıktır. Tüketim bağımlısı haline gelen dünya orta ve üst sınıfları bunun sürdürülebilir ve ideal olmadığını anladığında çok geç kalınmasından endişe duyuyorum. Bu duruma kendimce ürettiğim çarelerden biri olan “Tüketim Kotasını” da yazıp bu sayfalardan birine ekledim. (Bkz.Yükseliş – Ütopya)

Reklam, PR, Marketing, Propaganda ve algı yönetimleri fırtınası içinde savrulan, hayatta ne istediğini ya da gerçekten neye ihtiyacı olduğunu bile tam olarak bilemeyen, hatta hiç bilemeyen, kararsız , maymun iştahlı, doyumsuz, tatminsiz, gözleri boyanıp sürekli tahrik edilen şaşkın bir toplum; neyi düşüneceğini de bilemez ve her alanda sağlıklı fikirler de üretemez. robotlaşır, mekanikleşir ve hep aynı yanlışları mekanik olarak yapmaya devam eder. Hayatı ve kararları, görüşleri , fikirleri artık ona ait değildir. her ne düşünüyorsa ve her ne fikir üretiyorsa; o şey ancak bu sistemin içinde ve ona göre olmak zorundadır. bu insan artık bir tüketim nesnesidir. Görevini yapmalıdır. yani aslında bir nevi köledir.

İşte bu hasta insanın ürettiği fikirler de tabi ki post truth olacaktır. Halbuki gerçekten ötesi yoktur. yani gerçekle, hakikatle bağını koparmış olacaktır. materyal sistem ve materyal algı içinde savrulur ve sonunda yok olur. Materyal durum, günceldir ama sahte ve tehlikeli bir düştür bu. renklidir hatta sıcak gelir fakat sonu faciadır. hayal kırıklığıdır. her tüketim insanı için, her materyal insan için, her köle insan için bir gün mutlaka o kocaman parıldayan beyaz atlar farelere, o gösterişli araba da bal kabağına dönüşecektir. bu kesindir.

insanoğlunun ayakları yerden kestirilmiştir. kesilmiştir.

Yeni gerçek, yeni normal. Bunlar tuzaktır. Sahte gerçekleri yapay bilinçlere; nesnel gerçek ya da objektiflik olarak yutturmak; piyasanın ve küresel sermayenin çok becerikli olduğu bir alandır. Küresel sermaye ve Pazar. Bunlar reklam sektörüyle birlikte renkli, sürekli ve çok derin bir arz döngüsü yarattılar. Bir ürün üretiliyor ve hemen sonra onun yeni modeli çıkıyor. Birey bir ürün alıyor ve onu daha bir yıl bile kullanmadan onun yeni modelini ya da başka markanın başka özellikli olanını satın alıyor hemen. Böylece küresel bir müsriflik ve tüketim manyaklığı egemen oluyor. Çamaşır makinası alıyorum çamaşır yıkamak için. sonra onun internete bağlananı ve şarkı çalanı çıkıyor gidip onu da alıyorum. sıfır araba alıyorum sadece bir yıl anca biniyorum. Fritöz alıyorum bir yıl kullanmadan zaman ayarlısı çıkıyor gidip onu da alıyorum. Küresel Sermaye ve Küresel Endüstri’nin arz döngüsü , standart yenileme düzleminde hüküm sürüyor. sürekli ama sürekli standart yeniliyor. çünkü insanlar tutumlu olsa ve ürünlerini 5 er yıl , 10 yıl , 15 er yıl kullansa ; küresel tüketim büyük oranda düşecek ve yarattıkları o müthiş arz üretimi ellerinde patlayacak. ben çamaşır yıkamak istiyorum , konuşmasına gerek yok. İhtiyaç yaratmak, ihtiyaç icat etmek, gereksizlik üretmek. ve satmak, ve satmak ve satmak.

modern olan şey, tamir edici olandır. Ancak İdeal olan şey yenidir. sürdürülebilir olandır. insanı insanlığından çıkarmayan şeydir. insanı ruhu, zekası, kimliği, bilinci ve vicdanıyla çoğaltan şeyler moderndir. İnsanı eksilten her şey her zaman eski ve bozuktur. yeni ve sağlam değildir. öne sürülen, ortaya atılan bir yeni, ideal değilse , o şey yeni falan değildir. fake bir yenidir. (fake yeni) sahtedir. yeni olan şey, ideal olandır.

materyal olan her yenilik; cılız ve paslı bir tenekedir. çok ses çıkarır ama içi boştur. renkli bir tuzaktır ya da.

“Halk bir fikirdir. Bir halk olmalıyız. Kâmil insan, küçük bir halktır. Hakiki popülarite, insanın en yüksek hedefidir. ”

Novalis

Modernizmin en renkli ve cazip zokası şu birey denilen şey aslında sistemin seni sadece ve sadece bir tüketici olarak gördüğünü saklamak için bunu senden gizlemek için hazırladığı renkli gösterişli bir kılıftan başka bir şey değildir.  Özgürlük denilen şey ise sadece tüketim ve üretimle ölçülmektedir. Birey denilen şey sistemin sadık kölesidir. dünyayı yöneten şirketleri daha da güçlendirmek için çalışır hayatından feragat eder. Reklamları izler ve tüketir. Bireye sunulan demokrasi (oy hakkı ) denilen şey ise, bu Ali Cengiz oyununda,, eski klasik krallıkların yerini alan sermaye krallıklarını ayakta tutmaya yarar. Halkın gazını alır ve oyalar.  Velhasıl-ı kelam bugün dünyayı dünya halkları değil büyük sermaye krallıkları ve çok uluslu şirketler yönetmektedir. Medya gücünü de ellerinde bulunduran bu krallıklar, halklara istedikleri kişileri seçtirtmektedir devletlere de istedikleri bürokratları, bakanları atandırmaktadır.  Demokrasi halklara kendisi yönetiyormuş gibi mış gibi yapmaktır. Devletlere kendi bankalarından Kredi sağlayan Bu şirketler, devletleri ırgat yapmıştır. 

-İnsanoğlu kendisini bir bok zannedip kendisini ekolojik dengenin ve doğanın dışına attı, halbuki o da bu gezegendeki canlılardan biriydi. Böyle giderse doğa da onu dışarı atacak. Dünyanın gücü yetmezse evren halleder. Şöyle kocaman ve demirden bir göktaşı yeter. İnsanoğlu isyan içinde ve ona hiçbir şey yetmiyor, yetmeyecek.
Sanayi Devrimi ile başlayan bu distopya ile insan nüfusu son yüzyılda nerdeyse beşe katlandı. Popülasyonun kendi doğal düzleminden çıkılarak müsrif üretim ve tüketim alışkanlıkları ve çok da hayati olmayan yeni ihtiyaçlar üretildi. Günümüzde ise bu absürt bir vaziyete ulaştı. Dünya , hayat ve doğa bir idealden, materyale dönüştü.
Sanayi devrimi ile başlayan bu distopyanın artık bir geri dönüşü de yok geçmiş olsun bakalım neler olacak  Bu yüzden 18 ve 19 yüzyıl romantik yazarları ve romantik şairleri sanayi devrimine karşı çıkmıştı. Şu anda da yeni bir devrim yaşıyoruz siber devrim.

İnsan artık doğal bir canlı değildir.  

-Özgürlük. özgürlük artık sadece ve sadece üretim ve tüketim özgürlüğü ile temelleniyor çağımızda. Ne kadar tüketebiliyorsan o kadar özgürsün. Ya da ne kadar üretebiliyorsan.

-İhtiyaçların sınırsız ve üretimin de sınırsız olduğu bir dünya; sinsi, dramatik ve fark edilemez bir yokluk halini sürdürmeye devam eder . Bu yokluk bir varlıkmış gibi görünür, halbuki her şeyi ve insanı yok etmektedir.

İkisi için de beni kimse zorlayamaz hadi bakalım. Ama sistem herkesi buna zorluyor ve köleleştiriyor. Gelmişim bu dünyaya 3 günlük hayatımız var tek bir hayat. Sistem bana emrediyo:r mutlaka şu kadar üreteceksin! mutlaka şu kadar tüketeceksin!  Yoksa bir hiçsin.  Sen arz ve talebin devam etmesi için üretilmiş bir kurgusun bir dişlisin , bir kölesin.
Büyük zenginler çok daha büyük, çok daha büyük olsunlar diye.
Peki ben ne zaman özgür olacağım özgürlük bunun neresinde? Ne zaman yaşayacağım ben hayatı?
Sahi Özgürlük nedir?  Neydi bu?
Yenen bir şey miydi sosu da var mıydı?
Paran kadar özgürsün işte bu kadar.

Devletler tarafından çıkarılacak ilgili yasalarla, bireysel tüketimde ve satın almada yani talepte, bireysel kotalar. Küresel ve ulusal arz ve talep dengelerine müdahale edilmezse dünyanın ya da insanlığın sonu çok da uzak görünmüyor. Tüketim ve üretim azalınca, doğa da artık kirlenmeye ve ölmeye devam etmeyecek; -insan- da, insanlık da, insaniyet de. Örneğin bir adam bir araba aldığı zaman en az beş sene onu satamayacak, o aracı en az beş yıl kullanacak. ihtiyaçtan satar ise bunu belgeleyip beş yıl dolmadan yeni bir araç alamayacak.  Aynı şey bütün her şeye uygulanacak. Herkese bir tüketim kontrol numarası verilip tüketim kontrol altına alınacak. Örneğin bir kadın bir çanta ya da ayakkabı almak için bir mağazaya girdiğinde ödeme yaparken bireysel tüketim numarasını ibraz edecek , mağaza yetkilisi bu numarayı sisteme girdiğinde mesela o müşterinin 3 ay önce bir çanta aldığını , bir yıl boyunca başka bir çanta alamayacağını o müşteriye beyan edecek. mağaza satışı yaparsa hem kendisi hem müşteri büyük bir ceza yiyecek.. herkes tüketim şiddeti ve hızında eşitlenmiş olacak. Küresel tüketim büyük oranda azalacak.  Sınırsız tüketim ve sınırsız üretim sona erecek. insanlar yine birçok şeye sahip olacaklar ama insanlıklarını kaybetmeden. Böylece tasarruf, değer bilme, kanaat ve sosyal yardımlaşma artacak. Tüketim çılgınlığı ve israf sona erecek. Iflaslar, ailelerin parçalanması, gösteriş, özenme, geçim zorlukları, savurganlık , vs… azami ölçüde azalacak. Herkesin yaptığı bütün alışveriş, tüketim ve harcamalar kontrol edilecek ve sınırlanacak. Ne komünist sistemdeki hiçbir şeye sahip olamama durumu, ne de neoliberal kapitalist sistemdeki sınırsız sahip olma durumu yaşanacak. Tüketim Kotası, bir orta hal ve orta yol durumu yaratacak  Her mal, hizmet ve ürüne zaman ve adet kotası konulacak. Örneğin: Bir salon oturma grubu 10 yıl (mesela) , bir mutfak takımı 8 yıl, bir buzdolabı on yıl süre içinde yenisi alınamayacak. Arıza, kırılma , çalınma gibi durumlar belgelenirse ancak o zaman kota süresi içinde alınabilecekler.   Tüketim Kotası; Dayanıklı tüketim malları haricinde, tabi ki gayrimenkul, otomotiv, emlak sektörü, elektronik, gıda, giyim, dekoratif eşyalar, kozmetik, lüks tüketim, mücevherat, gibi bütün sektörlerde de uygulanacak . Insan yüzyıllar sonra yeniden eşyaya değil, kendi özüne değer vermeye başlayacak. Eşyayı değil, artık kendi iç dünyasını zenginleştirecek.

#Minimalizm

Ayrıca sonra artı olarak olabildiğince ithalat yasağı. Tasarruf, kanaat etme, orta hal üzre olma. Lüks ve şatafattan ve israftan arınma. Ne hepten mülkiyetsizlik ne de sınırsız mülk edinme. (orta yol hali) İnsan doğası gereği bazı şeylere sahip olmak ister çünkü. Sadece ihtiyaca yönelik üretim yapılacak.. Dünyada bütün şirketlere; Yüksek sermaye arttrmak, devleşmek ya da kartelleşmek ya da küreselleşmek yasak olacak.  Her türlü sömürü sona erecek. Tüketim Kotasıyla; zaman içinde dünyadaki her ülke ve özellikle 3.dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkeler; kendi -ihtiyaçlarına- yetecek, kendine yetecek bir düzleme azami oranda oturacak. çünkü bu ülkeler, ihtiyaçlarını ve tüketimini azaltmış olacak. Şişe su ve damacana su, bütün ülkelerde ücretsiz olacaktır. Çünkü hayati ihtiyaçtır. Kullanım suyu da aynı şekilde. Umumi WC lerin tamamı ücretsiz olacaktır çünkü bu da hayati ihtiyaçtır. İnsan elektiriksiz yaşayabilir ama susuz yaşayamaz.

Sosyalizm, liberalizm ve kapitalizm. Bu ideolojilerin her biri bir üçgenin sivri uçlarında yer aldı. İdealizm üçgeni adını verdiğim bu üçgenin bütün köşelerine uzak ve üçgenin ortasında bir noktada yeni bir ideolojinin varlığına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu yeni noktadaki yeni ideoloji diğer üç noktadaki ideolojilerden elbet hepsinden bir şeyler alacak. Ancak biz bu noktaya ne liberalizm, ne sosyalizm ne de kapitalizm diyebileceğiz.

Yeni dünya düzeninde tüketim kotasıyla birlikte dünyadaki üretim yarı yarıya azalacağı için işçi çıkarımlarıyla önce bir bunalım yaşanacak. Bu süreçte devletlere ağır yük binecek. Devletler işsizlik maaşlarıyla bunu sübvanse etmeye çalışacak. Fakat üretim azalacağı için devletlerin enerji sarfiyatları da azalacak. Buradan sağlanacak gelir işsiz kalanlara aktarılacak. Tabi küresel üretim azalınca devletlerin dışarıya sattığı hammadde miktarı da azalacak. Dünyada hammadde ve enerji fiyatları büyük oranda düşecek. Küresel talepteki büyük düşüş dünyadaki bütün ürünlerin fiyatını düşürecek. Devletler yeni sisteme bir şekilde adapte olacaklar. Devletçi politikalarla kendi oluşturacakları kurumlarda ve üretim tesislerinde işçi ve eleman istihdam edebilirler. Zaten sürekli yeni meslek dalları ortaya çıkmakta. Yapay zeka, otomasyon, robot teknolojileri vs.. ile zaten dünyada küresel anlamda işçi sayısı düşüyor. Zamanla bu daha da hızlanacak. Bildiğimiz işçi tanımı epey değişecek. Ordularda bile robot asker girişimleri başladı. İnsansız savaş uçakları yapılıyor. Arabaları robotlar üretiyor. Tıp sektöründe bile yerine göre robotlar kullanılıyor.

Yani tüketim kotasıyla birlikte üretimin düşmesiyle yaşanacak işten çıkarmaları pek ciddiye almıyorum. Başta bir kriz oluşsa bile orta vade içinde kaybolur. Belki de azalacak olan üretimle ve zamanla robotların işçi olmasıyla insanlar zaman içinde, her gün 8/10-12 saat çalışmak zorunda bile kalmayacak.

Kısacası devletler, küresel neoliberal kapitalist sistemde zaman içinde küresel şirketlere kaptırdıkları sermayeyi bir şekilde geri alıp halka dağıtacak.

Tüketim kotası , dünyada enflasyon denen şeye son verecek.

Kapitalizm, liberalizm, sosyalizm üçgeninin ortasındaki yeni sistemde;

-hem bireyci hem toplumcu

-ne hiçbir şeye sahip olmayan ne de sınırsızca sahip olan

-sınırlı özel mülkiyet

-sınırlı özel sermaye

-insana tüketimine göre değil; üretimine göre değer veren.

-tüketim toplumu ya da tüketici toplum değil; üretim toplumu ve üretici toplum

-tüketmeye odaklı yaşam değil; yaşamaya odaklı yaşam.

-hayatı sürekli hızlandıran değil; olması gereken hızda götüren

-tehlikeli ve uçuk sermaye birikimlerine engel olan

-daha paylaşımcı ve adaletli

-Devletler, küresel sermayenin ve küresel şirketlerin ırgatlığını yapmayı bırakıp özgürleşecek. insanlar özgürleşecek. Dünya; para baronlarının, sermaye krallarının ceplerini doldurmaya çalışmayı bırakacak. dünyayı uzun zamandır büyük şirketler ve sermaye yönetiyor. dünyadaki büyük krizlerin, savaşların ve terörün müsebbibi bu şirketlerdir. devletler son 30 yıldır küresel sermayeye ve şirketlere kaptırdığı ekonomik üstünlüğü artık geri almalıdır. insanlık için sağlık, güvenlik, çevre, özgürlük gibi birçok alanda tehlike çanları çalmaktadır.

2. İdealist ve yapıcı küçülme.

Ideal tüketim, ideal üretim, orta ekonomi. (orta hal)

3. Antiküresel ve İdeal Devlet

Bu dünyada cennete giden yollardaki taşlar hep hırsın, gücün, iktidarın, savaşın ve menfaatin taşlarına dönüştü. Gelmiş geçmiş ideolojilerin hepsi insana refahı, güzel olanı, eşitliği vadetti. yani cenneti. Sonunda ne oldu?  20. YY’ da ve 21.YY ‘ ın bildiğimiz kısmında neler olduğunu gördük. Dünyanın hali pür melali ortada. Hiç bir ideoloji -insanı- kurtaramadı. Mesela böylesine karanlık, böykesi şiddet dolu, böylesi adaletsiz, böylesi kaotik,  sömürüye dayalı, böylesine üç beş ensesi kalın holding sahibini daha çok mutlu etmeye dayalı, böylesine doğadan uzak ve gün geçtikçe insana insanlığını, değerlerini, iç dünyasını unutturan bir -liberal- dünyada yaşamaktansa,; bunların olmadığı ve hiç oy vermeyeceğim ütopik bir monarşide yaşamayı çok isterdim. O zaman kaderimi bir kralın insafına bırakacaktım dimi? Tek bir kişiye. Evet ama ben şimdi de kaderimi bu zamanın krallarının insafsız ellerine çoktan bırakmış durumdayım.  Günümüzde artık, yani en az 30 yıldır çok büyük şirketler ve kartel yönetiyor zaten dünyayı. Kapitalizm serbest piyasa falan değildir. Kapitalizm kartelcilik ve siyasi iltimastır. Adaletsiz, etiksiz ve uçuk sermaye birikimidir.bunu örneklerle burda birçok kez açıkladım. O yüzden şimdi buna girmeyeceğim. Dünyayı devletler değil, sermaye yönetiyor. Marks’ ın işaret ettiği pik noktaya gelmiş durumdayız üstelik uzun zamandır. Dünyada sayısız ülke Londra ve Pekin bankalarına inanılmaz borçlu. Bakın şahıs ya da şirket demiyorum, ülke diyorum. Hem doğudan , hem batıdan. Hem de dünyanın ortasından.  İşte bu zamanın gizli ve asıl kralları; ellerindeki medya üretimi, silah üretimi, enerji üretimi, gıda üretimi, ilaç üretimi,  sanayi üretimi ve tabiki zurnanın zırtı olan finans üretimi ile sermayeyi ellerinde tutan holding ve kartel sahipleridir.  Eski aristokrasi, insanları toprak bazlı sömürürken, yeni aristokrasi sonsuz bazlı sömürüyor.  Her açıdan, her şekilde. Ve hiç doymuyor. Hiç. O halde bu dünyada krallık düzeninin, sömürünün, aristokrasinin, haksızlığın, açlığın, kıtlığın, salgınların; demokrasi ve insan hakları ile, cumhuriyetler ile, liberalizm ile, ve hatta komünizm ile sona erdiğini asla söyleyemiyoruz. Açlık nedir? Kıtlık nedir? Salgın nedir? Gerçek açlık sevgi ve şefkate açlıktır. Gerçek kıtlık sevgi ve şefkat yoksunluğudur. Gerçek salgın ise, sağduyuyu ve hatta vicdanı bile yok eden hırs salgınıdır. Tek bir insanın 50 milyar dolar, 100 milyar dolar ve tek bir şirketin yüzmilyarlarca dolar servetinin olmasının mantıksal ve etik düzlemlerdeki yeri nedir ve nasıldır? Eski en büyük kralların bile, kendi zaman ve koşullarına oranla bu kadar serveti yoktu. Hatta belki yüzde onu falandı. Velhasıl dünya özel sermayesi ve neoliberal kapitalizm, başımıza bela olmaya başladı. (30 yıldır). Önlem alınmazsa bu günler iyi günlerimiz. Paranın imanı olmaz. Klişe ama doğru. Absürd miktarlardaki uçuk paranın ise hiçbir şeyi olmaz. Etik falan tanımaz. sadece daha da ve daha da büyümek ister. İnsanoğlu doyumsuzdur. Nasıl güvenilebildi böyle bu kadar?

Piyasanın asıl düşmanı aslında kapitalizmdir. -piyasaya- engel olan şey kapitalizmin kendisidir. öyle yazıla geldiği gibi, söylene geldiği gibi, liberal bir düzlemde seyreden bir piyasa yoktur. Süleyman Seyfi Öğün hocamızın da söylediği gibi; öyle girişlerin çıkışların serbest olduğu, hür  teşebbüs-hür girişim gibi liberal özgürlüklerle çiçeklenen piyasalar yoktur. tamamen acımasız rekabete dayalı, siyasi ilişkilere, karanlık yaptırımlara dayalı, kartelleşme ve devleşme gibi daha pek çok olumsuz unsurun hakim olduğu bir düzlemdir kapitalizm. asla eşitlikçi ve fırsat eşitliğine dayanan özgürlükçü bir ortam yoktur. Dünyada son 30-40 yıldır piyasalaşma değil , monopolleşme hakimdir.

Artık bugün devletlerin üstünde bireyler var. Jeff Bezos, Elon Musk, Bill Gates. Bunlar tabi bilinenler. Çok önde olanlar. Bunlar açıktaki bilinen krallar. Tek başlarına; insanoğlunun Mars’a yerleşmesi gerektiğine karar verebiliyorlar ya da atmosferi kendi üretecekleri bir tozla kaplayıp güneşin zararlı etkilerini azaltmayı yine tek başlarına planlayıp ilan etme cüretini gösterebiliyorlar, ya da yine tek başlarına kendi ürettikleri sıtma aşılarını Afrika’da yerlilere uygulayıp birçoğunun ölümüne sebep olabiliyorlar ve tartışmalı pandemi aşılarını insanlar üzerinde uygulayabiliyorlar. bu konuda örnekler bitmez. yapılacak iyi bir araştırma neticesinde yüzlerce örnek daha bulunabilir bundan eminim.

işte bunlar Neo liberal küresel kapitalizmin ve Neo bireysel yani aşırı bireyici / yeni bireyci geç modernizmin sonuçlarıdır. dünyanın kaderi , doğanın kaderi, insan hayatı , bütün bir dünya, küreselci sermaye güçlerinin fantezi ve keyfiyet alanı değildir… İki çok büyük Dünya savaşı yaşadık, iki Dünya savaşı yaşadık ve atom bombaları patladı, hidrojen bombaları patladı , günümüzde şu anda bile hala büyük bir nükleer tehdit altındayız Bütün bunlardan hala ders alınmıyor. Şöyle bir gerçeği daha buraya bırakayım; birinci Dünya savaşı da, 2. Dünya savaşı da, II Dünya Savaşı’nın içindeki atom bombaları da, yine yine liberal kapitalist sistemin doğurduğu sonuçlardır.

Günümüze kadar bir ideolojide devlet çok özgür oldu, diğerinde birey özgür oldu mesela. Tabi bu özgürlük haklar ve karar verme yetkisi olarak ele alınmalı. Komünizm ve eski krallıklarda birey değil,  devlet özgürdü mesela.

peki demokrasilerde ya da çeşitli cumhuriyetlerde kim gerçekten özgür?

Krallar ve aristokratlar. Sermaye krallıkları ve post modern krallar. Hadsizce ve inanılmaz derecede zengin, soylu ve geniş aileler. Para icat olunduğundan beri, düdüğü her zaman parayı veren ya da tutan çalar. Günümüzde ise böyle bir düzende sermaye en büyük güçtür. Ve en tehlikeli nesnedir.  Yüzüklerin Efendisi’ndeki yüzük gibi, takanı delirtir. Sermayenin belli ellerde, kartellerde toplanması ise daha tehlikeli nesneler doğurur: Gizli krallıklar.Unutulmaması gereken bir şey de, bu şeytani sistemi savunmak için hatta can verecek uykulu insanlar, milyonlar olabilir. Devlet onların iyiliği ve Yükseliş’in gerçekleşmesi için. Demokrasiden taviz vermelidir. Uykulu kitleler yanlış kararlar verir. Yükseliş konjonktüründeki bir devlet küresel sermayeye bayrak açmıştır. “Antiküresel İdealist Birleşik Cephe” dışında yer alan ülkelerle asla bir ticaret yapmaz.  Bunu yapabilecek olan devletler, sadece üretmeyi ve gelişmeyi tam olarak sağlayana ve öğrenene kadar küresel odaklarla ticaret yapabilir. GSMH ‘si ve sanayi üretim endeksi, arge yatırımları belli katsayıların üstüne çıkan devletler artık bu birliğe katılacaklardır.

4.Antiküresel İdealist Birleşik Cephe

Gelişmekte olan ülkeler, 3.dünya ülkeleri, yarı sömürge ve sömürge ülkelerin birleşip sadece kendi aralarında ticaret yapmaları ve sadece kendi ortak para birimlerini kullanmaları. Üst düzey stratejik, ekonomik ve kültürel işbirliği. Caydırıcı savunma ve teknolojide büyük ve eşit gelişim. Planlı ekonomi ve devletçilik, devlet kapitalizmi ile bu ülkeler küresel şirketlerin elinden kurtarılacak.

5.  Post-Soğuk Savaş ve Terazilenme

dördüncü maddedeki ülkelerin her birinin, kendi sınırları içindeki eski küresel ve yabancı sermayenin üretim araçlarına ve finans kaynaklarına el koyması.

6.Jenga – Postküresel Denge (anti küresel durum)

7.Çin

Çin burada ortak havuz devlet olacak. Hem Birleşik Cephe ile hem de Küresel Sermaye cephesiyle ticaret yapacak. Ancak yapısı gereği bir doğu felsefesi ülkesi olduğu için o da kendi tarihi özüne dönecek ve Birleşik Cephe yanında saf tutacak. Küresel cephe ile ticarete son verip o da B.1’den 6’ya kadar olan bütün maddeleri tatbik edecek.

8.Etik Fren

Çin, Türkiye ve Rusya önderliğinde yapılacak. Bütün bu maddeler yerine geldikten sonra Küresel Cephe zayıf düşüp uzlaşma isteyecek. Buna karşılık bu üç ülke önderliğinde yazılan “İdealist Etik Fren Deklarasyonu ve Evrensel Yükseliş Ortaklığı Sözleşmesi’ni imzalayacaklar.

Bilim, özellikle mühendistlik, biyoloji ve astronomi alanlarında, özellikle son 30 yıldır büyük oranda bir fantezi endüstrisine ve Küresel güçlerin keyfiyetinde ve onların kirli/şeytani emellerine alet olan bir araç haline geldi. Ben buna “teknoloji” diyorum. Bilim ayrı şeydir. Teknik ayrı şeydir. Teknoloji ise çok ayrı bir şeydir ve fazlası illettir. Buna mesela en küçük bir örnek verirsem; 1.dünya savaşı, 2.dünya savaşı (atom bombaları).  Salt Bilim, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarını ve sıkıntılarını bertaraf etmek için ortaya çıkmıştı. Sonra tekniğe ve en sonunda teknolojiye dönüştü. Pazara esir oldu. üretim ve tüketim patlamasıyla birlikte asil görevini kaybetti. 2021 planetinde biz bunu, artık tutup da salt bilim seviyesine düşüremeyiz. Bu sebeple var olan teknolojiyi “teknik” deviyeye düşürecek ve dönüştüreceğiz. Bu bir gerileme değil, bir kurtuluş ve yükseliştir.. Bunun dışında kalacak olan tek bilim dalı “tıp” olacak. O da kanser türleri, salgınlar, aids, ve engellilik gibi sıkıntılar tükenene kadar. Tıp bilimi ile paydaş olan bilim dalları da tıpkı tıp gibi, bu devrimden muaf olacaklar. Dışarda kalan tıp bilimi ve bunun paydaşları, yine de transhumanism (ölümsüzlük), GDO lu tohum, kısırlaştırma gibi amaçlar için kullanılmayacak. İnternet sadece bilgisayarlardan kullanılabilecek. (90’lar) internet resetlenecek. Bütün kirli ve zehirli siteler (porno siteleri, şiddet ve suç özendiren) kapanacak. Silinecek.  Oyun kültüründe 90 lara dönülecek. İnsana ve hayvana şiddet ve porno içeren oyunlar da yasaklanacak ve sistemden silinecek. Bunların üretimi yasak olacak. Strateji türünde ve eğitici, eğlenceli oyunlar serbest olacak. (Age Of Empires, pac man, Strongold, araba yarışı, okey,vs…. gibi) Deep web ve dark web silinecek. İnternet, sadece ve sadece -güzel ve insani fayda- için kullanılan bir alan olacak. Doğru güzellik ve güzel doğruluk.

-Küresel Silahsızlanma (sevinç günü) – Anahtar soru

Her ülke, diğer ülkeler silahlı olduğu için silahlanır. silahlı olmayan ve asla silahlanmayacak devletlerin içinde, dünyada bir devlet neden türlü bedel ve zaman harcayarak silahlansın?

9.Evrensel Yükseliş Ortaklığı Sözleşmesi (ideal durum)

71.Cephesel uzlaşmadan sonra bütün devletler o günkü resmi sınırlarına razı olacak.

73.Yayılmacı ve pancı idealar, ideolojiler lanetlenip reddedilecek.

75.Zaten küçülen ekonomilerle azalan üretim, tüketim ve sermaye gücü, devletlerin enerji ihtiyacını büyük oranda azaltacak. Ayrıca, Silah üretimi için harcanan büyük enerji kaybı da, bu kalemden çıkmış olacak. Fosil yakıt araçlar da ortadan kalkacak. Kaynak enerjiler ise fosil değil, alternatif enerji üretim yöntemlerinden sağlanacak.

77.O tarihte dünya ülkelerinin en az %75 i aynı yaşam standardı ve refah düzeyindeyse, her ülke vatandaşına vizesiz bireysel dolaşım hakkı verilecek.

79. iş bu halde devletlerarası, milletlerarası gerilimler sona erecek. İnsan kaçakçılığı, terör (silah yoksa terör de yoktur), bölgesel savaşlar, kitlesel göçler, kitlesel ölümler sona erecek. Ülkeler arası üretim ve sermaye biriktirme yarışı sona erecek. Silah üretme ve biriktirme yarışı sona erecek. Teknolojide zaten geriye dönüleceği için, üretimin düşmesi de doğal olacak.

81. Rapture (Sevinç Günü)

Nükleer silahlar dahil, bütün ülkelerdeki, devletlerdeki bütün her çeşit silahlar, (ülkesel ve ülküsel polis birlikleri hariç) yapılar, militarist oluşumlar, ordular bütün hepsi lağvedilecek.

83.Devletlerin ideal ve birer yükseliş devleti olmaları çok önemli çünkü ordular lağvedilse de, ülkeler içi asayişin sağlanması için polis güçleri kaldırılmayacak. Devletlerin etik ve ahlak değerleri içinde yapacağı sözleşmelere sadık kalıp kalmadığı, her ülküsel polis bireyinin ya da birliğinin elindeki silahı suiistimal edip etmediği ya da sözleşme devletlerinden herhangi birinin, bu polis örgütünü suiistimal edip etmediği ya da gizliden gizliye ordu kurmadığı, silahlanmadığı noktasındaki yüksek denetimi ise; Ülküsel Yüksek Komiserlik Örgütüne bağlı olan yüksek komiserler sürdürecek.

85. Demokrasi, Altın Çağ’a yani yükseliş çağına uygun olacak şekilde revize edilecek. Tüm Ülkelerde Partili Demokrasi’ye son verilecek. Halklar, bağımsız adaylardan seçilen vekillerle meclislerine girecekler. Hükümetlerini o bağımsız vekillerde kuracaklar. Halklar, kişilere oy verecek, partilere ya da onların ileri sürdüklerine değil. Böylece kutuplaşma, ideolojileşme, ayrışma, fanatizm son bulacak. Devletlerin parti yardımları için harcadıkları yüklü tutarlar ise hazinede kalacak ve böylece bu tutarlar, daha faydalı daha ülküsel alanlarda kullanılacak. Bütün parlamento/meclis üyelerinin vekil olduğu süre boyunca her an ve her gün yapacağı harcamalar, telefon, sosyal medya görüşmeleri ve uzun kısa her türlü seyahatleri gözetim altında olacak. (En saygın ve Yüksek görevlerin bedelleri olmalıdır.) Aynı gözetim uygulaması, Ülküsel Polis Bireylerine de yapılacak. Gözetleyen taraflar:

  • Devletler
  • Bütün devletlerden bağımsız bir federasyon olan “Ülküsel Yüksek Komiserlik”.

Yüksek Gözetlemeler, 24 saat boyunca duraksız ve eş zamanlı yapılacak.

87. ÜYK’nın yapısı (Ülküsel Yüksek Komiserlik)

89. Etik Fren – Tüm 8.Madde Yaptırımları ve Doktrinleri

. 91. ÜYKK Küresel Fonu (Dünya Bankası ve IMF yerine)

ÜYKK, aktif konseyinde, bütün ülkelerin her alanla eşit derecede söz sahibi olacağı ve bütün milletleri koruyup gözeten, bütün ülkelerden, her ülkenin kendi bütçesine göre, ÜYKK ortak fonuna fonlar toplayıp, küresel refah standartlarında geri kalmış ülkelere, bu ortak fondan, yine aynı oranla karşılıksız hibe yardımlar yapacaktır.

93. Kutsal Levha Kanunları

İş bu küresel sözleşme;

  • Eski dünyanın BM’sinin faaliyet sistemine ve konumuna benzer, fakat yeni, ancak daha insani bir birlik olan ve onun yerine kurulmuş/kurulacak olan, Ülküsel Yüksek Komiserlik Konseyi Şurası tarafından düzenlenmiş olup,  bütün devlet katılımcılarının rızası ve onayı önünde bütün devletler ve milletlerce onaylanacaktır. Bu ÜYKK, eski dünyanın BM ‘si gibi olmayan, yani sadece 5 devletin sözünün geçtiği, aslında büyük oranda küresel güçlere ve küresel sermayeye hizmet eden bir süsleme/örtme/idare etme/göz boyama örgütü olmayacaktır.
  • İş bu sözleşme dünya üzerindeki bütün devletlerin ve milletlerin silahlanmasını, militarize olup ordulaşmasını ya da ordu kurmasını kıyamete kadar engeller. Ülküsel Yükselişi ve huzuru sağlar. Doğayı, insanı ve tüm canlıları korur. Adaleti ve refahı emreder. Vicdanı rahatlık ve gerçek özgürlüğü amaçlar. Eşyanın insana değil; insanın eşyaya hükmünü sağlar. İnsanın tutsaklıktan, mağdurluktan ve maktüllükten korur. İnsanı önce kendi içinde yükseltir, sonra da insanı doğaya ve diğer insana yaklaştırarak sevgiyi yükseltir.
  • Biz zevkin değil; zevk bizim esirimizdir.
  • Yükselişteki irademiz, yaşayıştaki güzellik ve sevgi irademiz, artık tek silahlarımız, en büyük atom bombamızdır.
  • Asalet, Masumiyet ve saflık, yükseliş şarkılarımızdır.
  • Doğa kutsaldır, İnsan kutsaldır, hayvan kutsaldır.
  • İnsan, uzun bir zamandır, insanlıktan ya da insani hallerinden, duyarlılıktan, iç sesinden, fıtratından, görevinden, asaletinden, duyuşundan, görüşünden, okuyuşundan, hissiyatından, derinliğinden ve ortalama ruhundan büyük oranda çıkmıştır. İnsanoğlu iyilikten havalarda uçmuyordu ama, dünya sadece bir zevk alma ve sadece eğlence yeri değildir. Sanayi Devrimi, Teknoloji ve Küreselleşme ile insanoğlu ürettiği konfor, lüks, rahatlık ve yeni zevkler ile kendini kaybedip eşyaya ve metaya köle olmuştur. İnsanoğlu bunun yanında kibre ve hırsa da kapılmış, Tanrılığa oynamış, hem kendine ve hem doğaya zarar vermiştir.

10. Mozaik Kültür Devrimi

Teknolojide 90 lar seviyesine dönülmüştü. Kültürel düzeyde ise 20 yüzyıl sonlarına dönülecek. Her millet ve her kültür, kendi gelenek ve göreneklerine geri dönüp, kendi kimliğini ve kendi benliğini, kendi yaşayışını, tarzını, kendi doğal seçimlerini, tercihlerini, kendi hayat görüşünü, kendi kültürüne göre yeniden kazanacak. Küreselleşme ve Yozlaşmanın yapay küresel kültürüyle sönüp eskiyen, Dünya’nın bütün güzel renkleri yeniden ortaya çıkacak. sadece1980 yılı odağına dönüleceğinden bu seviyede zaten belli bir modernizm vardı, bu yüzden kültürlerin bozulan köhneyen ya da çağdışı uygulamaları Yükseliş Devri’nde zaten yer almayacak. 1980 den sonra kazanılmış faydalı kültürler ya da alışkanlıklar, ahlaklar olduğunu zannetmiyorum. Bizim doğal kültürümüzde çok geçmişten taşınan; Töre, kan davası, berdel, çocuk gelinler gibi ahlaklar ise, dünyadan da tamamen yok olacak.

11.Güzellik Devrimi

Doğru güzellik, güzel doğruluk. Yeni düstur olacak. Artık her doğru güzel değil, her güzel olan şey de doğru  değil.

12. Sanatta Yeni Klasikçilik ve Yeni merkezcilik

Sanatta Neoklasik ve hatta Neoantik yeni bir düzleme geçilecek.. Her sanat dalı kendi içinde yeni merkezini ve yeni klasiğini üretecek. Sanat ve sanat akımları tabiki direktifle ilerlemez. Ben, eğer Yükseliş sağlanırsa, kendiliğinden olacak olan şeyi söyledim. Çağ  ve insan değiştiği için, böylece sanat da kendi içinde yeni bir dinamizm, yeni bir görüş ve yeni bir malzeme kazanacak. Yeni bir Hümanizma. Sanat ancak insan ve çevre değişirse değişir çünkü. Sanat dallarında özellikle şiir, heykel ve resimde denenmeyen ve yapılmadık şey kalmadı ve egzejere, yoz bir duruma geldi. Yeni bir klasik bulunmalı..yeni bir merkez bulunmalı. Derlenip toplanmalı. Yeni bir disiplin.

Yazan: K.Çağlar Aksu

İçinde Kalmasın