-Tanrı Anlamdır
Tanrı yoktur, insan evrene anlam verir. Varoluşçu felsefe. Absürdizm ve Camus. Şimdi buradan yola çıkarsak o zaman insanın varlığının bekası da garanti değil ki. peki Tanrı da yok dedik zaten, o zaman insan da gelecekte yok olduktan sonra ne olacak? Geriye kalan şeye varlık denilebilir mi? diyelim demirden bir göktaşıyla , nükleer patlamalarla , salgınlarla, vs… Hayır zaten 4 milyar yıl sonra güneşin de sonu geleceği için güneş sistemi zaten yok olacak. başka bir yıldız sistemine yerleşmiş olsa, oranın da bir ömrü var. İnsan insan olarak kalabilecek mi o da ayrı konu. (transhümanizm, android insalar, cyborg) o zaman insan da yok olursa ve evrende de hiçbir zeki canlı yoksa zaten, o zaman ne olacak, geriye kalan sonsuz ve absürt saçmalığı bana kim izah edecek? Sen varsın bu evrende ve şu anda bunu söylüyorsun evet anlam katıyorum ben diyorsun. nebulalar, kuasarlar, galaksiler, galaksi yığınları sistemler, yıldızlar , gezegenler , sonsuz bucaksız bir boşluk geriye kalan ürkütücü bir saçmalık. kendi kendine öylece kalmış bir anlamsızlık. kendi kendine dönüp duran patlayan ve saçılan şeyler. bir başına. onun hükmü ne olur? kavramsal karşılığı mantıklı, anlamlı ve ontolojik bir düzleme yaslanabilir mi?
Evrenin ve varlığın objektif/nesnel bir anlamı yoksa; kendince subjektif olarak sen ona anlam yüklemişsin , ben ona bir anlam yüklemişim oğlumun çüküne yani. Evrenin de umurundaydı. Herkes Brooklyn Köprüsü’nde buluşsun o zaman. Atlamak için. Tanrı yoksa nesnel anlam yoktur. kavramlar sıfırlanır. Çünkü o zaman 1 yoktur. Bütün Varlık eşittir sıfırdır. Ve böylece sen de bir sıfırsındır. Sıfır artı sıfır her zaman sıfırdır. Bütün evren sonsuz bir sıfırdır. Sonsuzluğa giden sıfırlar yığınıdır. Yani hiçbir şeydir. hiçbir şeye hiçbir şeyi katamazsın. Sıfıra sıfır elde var sıfır derler hani. İşte öyle. Çünkü kendin kabul ediyorsun, Tanrı yok diyorsun. hiçbir şeysin zaten. Kendini ve varlığı sıfırlamış oluyorsun. Varlık, vücud, mevcudat ya da evren sonsuz ya da sonsuza yakın bir sıfır kümesidir, onun içindeki her şey zaten sıfır olur. Koca bir sıfır kümesi. Boş küme. Matematikte kümeler vardır. işte öyle. O halde sen de zaten sıfırsın ve koca bir sıfıra ne katacaksın? Anlam eşittir sıfır olur. Fazla zorlama kendini de kandırma. Sıfırdan anlam çıkmaz, sıfır sıfırdır, sıfırdan 1 çıkmaz. Hiçlik, bütün sonsuzluk durumlarında her zaman hiçlik olarak kalır. ki zaten hiçlikte, ne sonsuzluk ne de zaman kavramı vardır. sıfır kavramının, yani hiçliğin sayısal değerinin bu durumundan kurtulması için, kati suretle kendisinden başka bir sayıya ihtiyaç vardır. o sayı ise her şeyi ve bütün karnavalı başlatan sayı olan 1 sayısıdır. 0 + 1 = 1 eder.
Ben bu noktada bu sorunu Tanrı’ya, yani aşkın ve akıl almaz bir güce ya da kozmik ve aşkın bir kaynağa, bir sisteme, külli bir zihne inanarak çözüyorum, sen de Tanrı falan yok diyerek ve minnoş minnoş anlam kattığını düşünerek bunu aşmaya çalışıyorsun. İşte böyle takılıyoruz cici cici. Oysa sıfırdan anlam çıkmaz sıfır sıfırdır, sıfırdan bir çıkmaz. Yutan elemandır sıfır. Bir yoksa devamı da yoktur. hiçbir şey yoktur aslında . Bana sorarsan matematikte de sadece bir tane sayı vardır o da birdir. Pozitif ya da negatif, rasyonel ya da irrasyonel bütün sayılar ondan türemiştir. her seferinde 1+5 dememek için 6 diye bir sayı uydurulmuştur mesela ya da 1+8 dememek için 9 uydurulmuştur. 1+1985 dememek için 1986 gibi.
-Tanrı Tanımı
TDK’ya göre Tanrı, kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, yani Allah, ilah veya Rab anlamına gelir. Tanrı her zaman sonsuz güçtedir, her şeye ama her şeye gücü yeter, noksansızdır, kusursuzdur, bütün eksikliklerden, zayıflıklardan münezzehtir. genel kabuldeki nitelikleri budur.
ben buna katılmıyorum. bir yaratıcının yaratıcı olabilmesi için, illa ki kadir-i mutlak tanrı konumunda, yani yukarıdaki Tanrı tanımının konumunda olması gerekmeyebilir. Tek tanrılı dinlerdeki Tanrı kavramının artık değişmesi daha doğrusu en doğal ve gerçek haline dönmesi gerekmektedir. Tanrı denen şeyin, bu felsefi sujenin, nesnel tanımının artık yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tanrı kavramı, hiçlik kavramı gibi akla oturmayan ve zihinde tam olarak imgelenemeyen; tam olarak açıklanamayan, paradokslarla dolu ve her şeyin ona yüklendiği, her şeyin ama her şeyin tek yaratıcısı olduğu(dolaysız yaratıcı), her şeyden sorumlu olan, fakat aklın aciz kaldığı felsefi bir nesnedir. Böyle olduğu zaman tanrı kavramının içi çelişkilerle, paradokslarla dolmaya başlar. her şeyin ama her şeyin; bütün iyiliklerin, bütün kötülüklerin, olayların, olguların, nedenlerin, sonuçların, kaderlerin hepsinin tek bir kaynağının olması ise en büyük çelişkidir. oysa Tanrı başkadır, yaratıcı başkadır. bu şekilde her şey yerli yerine oturmakta ve açıklanabilir olmakta, akla yatmaya başlamaktadır.
bir varlığın yaratma eylemine ya da niteliğine sahip olabilmesi için “Tanrı” olmasına gerek yoktur. bu noktada yaratmak ne demektir, önce bunu sorgulamak gerekir. yoktan var etmek diyorsak bu kez de yokluk ne demek onu irdelemek gerekir. yokluk derken de hiçliği ele almamız gerek; Hiçlik yoktur. Hiçlik, varlık düzlemlerinin hiçbir sürecinde yer almamıştır ve almayacaktır. tanrının ise hiçbir yaratma eylemi yoktan değildir zaten. kendindendir. (südur teorisi) O insanı da kendi suretinden yaratmıştır. ruhundan üflemiştir. tanrı zaten tüm zaman boyutlarının dışındadır. ezeldir ve ebeddir. sonsuzdan gelir sonsuza gider. namütenahi bir oluştur. aslında olmamıştır çünkü olmak, bir başlangıç içerir. şöyle oldu deriz , şöyle olmuş deriz. konuya dönersek, yaratmak eylemi hiç yoktan hiçlikten ortaya çıkarma meydana getirme değil dedik. o halde insanın yaratması da yoktan değildir. kendindendir. kendi aklından, kendi potansiyelinden, düşüncesinden bir şeyler meydana getirir insan da. Tanrı da kendi potansiyelinden varlığı yaratmıştır. insanın tarih boyu yaptığı icatlar, işler, edimler de inanılmazdır. bugün elinizdeki android telefonla ya da digital bir kamera ile 4000 yıl önceye gitseniz ordaki insanlar, sizin bu nesneyi yoktan var ettiğinizi düşünecektir ve sizi tanrı yerine bile koyacaktır.
hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz. yaratılmak demek; bir şeyden başka bir şeyin hasıl olması demektir. bir şeyin başka bir şeye sebep olması, bir sürecin bambaşka türde bir süreç başlatması. bütün bunların hepsi -bir şeye- dayanıyor. 0’dan 1 olmaz. 1’den 2 olur. 2’den 3 olur. 3′ ten 4 olur. vs… sonsuza kadar gider. ama hepsinin başında, başlangıcında 1 olmak zorundadır. Yaratmak bir değişim başlatmaktır. Yaratmak öyle hokuslu pokuslu abrakadavralı bir edim değildir. küçücük bir tohum, içinden kocaman bir çınar ağacını çıkarabiliyorsa; o da bir süreç başlatmıştır, bir değişim başlatmıştır, başka bir şeye sebep olmuştur, kendisinden başka bir şey hasıl etmiştir. küçücük bir tohum olarak kalmamıştır. işte Tanrı gibi. Kendisinden. kendi içinden. insan iki kuru eli ile bu dünyada neler meydana getirmiştir. ne dönüşümler başlatıp neleri değiştirmiştir. velhasıl o küçük tohum ya da insan da bir yaratıcıdır. o da tıpkı tanrı gibi kendi potansiyelinden akıl almaz şeyler meydana getirmiştir. peki o halde insan ya da o küçük tohuma Tanrı diyebilir miyiz? hayır diyemeyiz. Yaratıcı diyebiliriz.
insanın zihninden, düşüncesinden hasıl olan yapay zeka ise artık insan beyninin yerini almaya başladı. o da düşünmeye, üretmeye, dönüştürmeye ve ortaya çıkarmaya başladı. bilgisayar çipinden ya da yapay zekadan daha üstün bir yaratıcı olan insanoğlu, yapay zekayı yarattı. o halde peki ala insanı da insandan daha üstün başka bir yaratıcı varlık yaratmış olabilir. bunun illaki tdk’ nın tanrı tanımındaki varlık olmasına, yani Tanrı olmasına gerek yok. aynı şeyi hatta evreni yaratan güç için bile söyleyebiliriz. çok üstün bir yaratıcı bunu yapmış olabilir. ama bu da Tanrı demek değildir. Bir yaratıcılar hiyerarşisi bile olabilir, bunların hiçbiri yine Tanrı olmayabilir. dünyaya baktığımız zaman; yaratma eylemini de belirttiğim gibi ele aldığımız zaman, dünyada da bir yaratıcı hiyerarşisi olduğunu görebiliriz. yaratıcılar, üstün yaratıcılar, en üstün yaratıcılar. hani el elden üstündür deriz. akıl akıldan üstündür. üstün zekalar, üstün yetenekliler, dehalar, büyük politikacılar, büyük krallar, büyük zenginler, büyük sanatçılar, büyük bilim adamları. yani insanı yaratan yaratıcının bir Tanrı olması gerekmiyor. sonsuzdan gelen, sonsuza giden, yoktan var eden, gücü her şeye ama her şeye yeten.
-Tanrı Nedir?
Deniyor ki bir tane mükemmel tanrı olsaydı (Yaratıcımızın mükemmel ve sonsuz güçlü olması gerektiğini düşünüyorlar), onun mükemmel yaratımı olsaydı (mükemmel yaratması gerektiğini düşünüyorlar); Çünkü bunu bizden üstün bir yaratıcının değil de, bunu Tanrı’nın bilerek isteyerek tasarlayarak bu yaratmayı yaptığını düşündükleri için, onun mükemmel yaratımı ile her şeyin mükemmel olması gerekeceğini söylüyorlar. tasarlayarak ve düşünerek. düşünen Tanrı olmaz. düşünmek bir devinimdir. devinim ise ihtiyaçtan hasıl olur. noksanlık yüzünden bütün yaratıklar devinir. çünkü kusurludurlar. tanrı devinmeyen, hareket etmeyen hareket ettiricidir hareket etmek devinmektir, hareket etmek acizliktir,yaratılmışlara mahsustur. Tanrı dinlemez, bakmaz , görmez. her şeyi bilir zaten. bütün sonsuz bilgiye ve sonsuzluğa hakimdir. öyle şeylere zaten ihtiyacı yoktur. evrene baktığın zaman da hareket etmeyen hiçbir şey yok. kuarktan , atoma, elektrona, gezegene yıldıza. çünkü onlar yaratılmış. evren de yaratılmış büyük bir sistemdir. İşte bu engelli doğumlar, doğadaki kusurlar, hastalıklar, dünyadaki kötülükler, sistemdeki arızalar,vs.. bunları öne sürerek tanrıyı hepten yok etmeye çalışıyorlar. oysa bütün bunlara direkt ve dolaysız olarak sebep olan şey Tanrı değil. Bizden çok üstün başka bir yaratıcı. Bu çok yanlış ya da hatta Belki de ideolojik bir davranış. çünkü bütün bunları bildiğimiz Tanrı edip eylemedi. çok çok üstün bir yaratıcı edip eyledi evreni ve doğayı. ama ben ona Tanrı demiyorum çünkü Tanrı değil O.
Aristo’nun verdiği örnekte bütünden kopan parça, artık bütün kadar mükemmel ve kusursuz olamayacaktır. Çünkü o bütünlükten ayrılmıştır. Ana sistemden ve merkezden ayrılmıştır. bu sebeple Tanrı’dan kopan her şey tabi ki kusurlu olacaktır. üstelik ondan ilk kopanlar, kopanlardan kopanlar, onların yarattıkları, sonra yarattıklarının yarattıkları. Tanrısallık ve mükemmellik işte bu zincir ve hiyerarşi içinde, en mükemmelden , en kamilden , en güçlüden , en akıllıdan aza ve en kusurluya doğru gider. ama tanrıdan ilk kopan varlıklar bile güç ve akıl olarak tanrıdan çok çok eksiktir. yani ilk kopan varlık diye; Tanrı’ya güç ve nitelik olarak yakındır sonucu da çıkmaz. evet onlar bize göre çok çok üstündür (ilk kopanlar) ama Tanrıya yani büyük zihne, yani kaynağa göre aciz durumdadırlar.
K.Çağlar Aksu
İçinde Kalmasın