Gelinen noktada dünyada piyasanın asıl düşmanı aslında Neokapitalizmdir. Bir –piyasaya– engel olan şey kapitalizmin kendisidir. öyle yazıla geldiği gibi, söylene geldiği gibi, liberal bir düzlemde seyreden bir piyasa yoktur. Süleyman Seyfi Öğün hocamızın da söylediği gibi; öyle girişlerin çıkışların serbest olduğu, hür  teşebbüs-hür girişim gibi liberal özgürlüklerle çiçeklenen piyasalar yoktur. tamamen acımasız rekabete dayalı, siyasi ilişkilere, karanlık yaptırımlara dayalı, kartelleşme ve devleşme gibi daha pek çok olumsuz unsurun hakim olduğu bir düzlemdir kapitalizm. asla eşitlikçi ve fırsat eşitliğine dayanan özgürlükçü bir ortam yoktur. Dünyada son 30-40 yıldır piyasalaşma değil , monopolleşme hakimdir.

Bu dünyada cennete giden yollardaki taşlar hep hırsın, gücün, iktidarın, savaşın ve menfaatin taşlarına dönüştü. Gelmiş geçmiş ideolojilerin hepsi insana refahı, güzel olanı, eşitliği vadetti. yani cenneti. Sonunda ne oldu?  20. YY’ da ve 21.YY ‘ ın bildiğimiz kısmında dünyada neler olduğunu gördük.

Dünyanın hali pür melali ortada. Hiç bir ideoloji -insanı- kurtaramadı. Mesela böylesine karanlık, böylesi şiddet dolu, böylesi adaletsiz, böylesi kaotik,  sömürüye dayalı, böylesine üç beş ensesi kalın holding sahibini daha çok mutlu etmeye dayalı, doğadan uzak ve gün geçtikçe insana insanlığını, değerlerini, iç dünyasını unutturan bir -liberal- dünyada yaşamaktansa; bunların olmadığı ve hiç oy vermeyeceğim ütopik bir monarşide yaşamayı çok isterdim. O zaman kaderimi bir kralın insafına bırakacaktım dimi? Tek bir kişiye. Evet ama ben şimdi de kaderimi bu zamanın krallarının insafsız ellerine çoktan bırakmış durumdayım.  Sermaye kralları ve sermaye krallıkları.

Günümüzde artık, yani en az 30 yıldır, çok büyük şirketler ve karteller yönetiyor zaten dünyayı. Sizce dünyayı halklar mı yönetiyor? Devletleri salt olarak halklar mı yönetiyor? Yönetilmek başka bir şey, yönettirmek başka bir şey. Bizler yönetmiyoruz. Yönettiriliyoruz. Birçok şeyi ve süreci, de facto olarak bir şekilde zorla dayatıp, seçtirip, yine, de facto olarak yönettiriyorlar bir şekilde halklara.

Dünyayı halklar mı yönetiyor? Hiç sanmıyorum. Demokrasi dediğimiz şey ; mış gibi yapmak ya da mış gibi yaptırmaktan başka bir şey değildir. Halk yönetiyormuş gibi olsun, öyle görünsün. Halkın gazını alalım. Halk oy versin falan…. Kapitalizm ise serbest piyasa falan değildir. Kapitalizm kartelcilik ve siyasi iltimastır. Adaletsiz, etiksiz, mantıksız ve uçuk sermaye birikimidir. bunu örneklerle daha önce başka düzlemlerde birçok kez açıkladım. O yüzden şimdi buna girmeyeceğim. Dünyayı devletler değil, sermaye yönetiyor. Marks’ ın işaret ettiği pik noktaya gelmiş durumdayız uzun zamandır.

(Kapitalizme salvo yapmam komünist olduğumu göstermez. Şucu – bucu heveskarlarına duyrulur.)

Dünyada sayısız ülke Londra ve Pekin bankalarına inanılmaz borçlu. Bakın şahıs ya da şirket demiyorum, ülke diyorum. Hem doğudan , hem batıdan. Hem de dünyanın ortasından.  İşte bu zamanın gizli ve asıl kralları; ellerindeki medya üretimi, silah üretimi, enerji üretimi, gıda üretimi, ilaç üretimi,  sanayi üretimi ve tabiki zurnanın zırtı olan finans üretimi ile sermayeyi ellerinde tutan holding ve kartel sahipleridir.  Eski aristokrasi, insanları toprak bazlı sömürürken, yeni aristokrasi sonsuz bazlı sömürüyor.  Her açıdan, her şekilde. Ve hiç doymuyor. Hiç. O halde bu dünyada krallık düzeninin, sömürünün, aristokrasinin, haksızlığın, açlığın, kıtlığın, salgınların; demokrasi ve insan hakları ile, cumhuriyetler ile, liberalizm ile, ve hatta komünizm ile sona erdiğini asla söyleyemiyoruz. Açlık nedir? Kıtlık nedir? Salgın nedir? Gerçek açlık sevgi ve şefkate açlıktır. Gerçek kıtlık sevgi ve şefkat yoksunluğudur. Gerçek salgın ise, sağduyuyu ve hatta vicdanı bile yok eden hırs salgınıdır. Tek bir insanın 100 milyar dolar, 200 milyar dolar servetinin olmasının mantıksal ve etik düzlemlerdeki yeri nedir ve nasıldır?

Günümüze kadar bir ideolojide devlet çok özgür oldu, diğerinde birey özgür oldu mesela. Tabi bu özgürlük haklar ve karar verme yetkisi olarak ele alınmalı. Komünizm ve eski krallıklarda birey değil,  devlet özgürdü meselpeki demokrasilerde ya da çeşitli cumhuriyetlerde kim gerçekten özgür? Özgürlük, rahat bir vicdandır.

Sermaye Krallıkları. Post Modern Feodalite. Baronlar, Kontlar, dükler, düşesler. Krallar ve aristokratlar. Hadsizce ve inanılmaz derecede, mantıksız derecede zengin, soylu ve geniş aileler. Para icat olunduğundan beri, evet düdüğü her zaman parayı veren ya da tutan çalar. Günümüzde ise böyle bir düzende sermaye en tehlikeli nesnedir.  Yüzüklerin Efendisi’ndeki yüzük gibi, takanı delirtir. Sermayenin belli ellerde, kartellerde toplanması ise daha tehlikeli nesneler doğurur: Gizli krallıklar. Sermaye Krallıkları. Eski zamanlardaki en zengin 30 kralın serveti, belki de şu an mevcut olan bir sermaye kralının servetine anca eşittir.

Unutulmaması gereken bir şey de, bu şeytani sistemi savunmak için hatta can verecek uykulu insanlar, milyonlar olabilir. Devlet onların iyiliği ve Yükseliş’in gerçekleşmesi için. Bu sözde demokrasiden taviz vermelidir. Uykulu kitleler yanlış kararlar verir. Yükseliş konjonktüründeki bir devlet, küresel sermayeye bayrak açmıştır, Tüketim Kotası’nı bir devlet politikası haline getirir. Yükseliş-Ütopya Doktirini’ndeki bütün maddeleri uygular. Kendi ortak para birimini kullanan, “Antiküresel İdealist Birleşik Cephe” dışında yer alan ülkelerle asla bir ticaret yapmaz.  Bunu yapabilecek olan devletler, sadece üretmeyi ve gelişmeyi tam olarak sağlayana ve öğrenene kadar diğer küresel odaklarla ticaret yapabilir. GSMH ‘si ve sanayi üretim endeksi, arge yatırımları belli katsayıların üstüne çıkan devletler artık bu birliğe katılacaklardır.*

(bkz.Yükseliş-Ütopya) *


İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Posted in

İçinde Kalmasın

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin