Küreselleşme, Batılılaşmanın kitsch ve yoz bütün türevlerinin merkez alındığı sözde muasırlaşmanın köleleştirici görünmez zinciridir ve masum bir kültürel-ticari alışverişle alakası olmayan, evrensel bir algı hastalığıdır. Küreselleşme, Homo Neoeconomicus ve pazardır. Küreselleşme, internet ağları ile insanları kıtalar ötesinden birbirine bağlayan, görüştüren ya da ürünleri, fikirleri, kültürleri kaynaştıran masum bir oluşum değildir.
Her yenilik iyi ve ideal değildir. Farklı ve yeni olan her şey modern değildir. Modern olan nesne ya da suje tamir edici olandır. Yok edici olan bir değişim ya da yenilik çağdaşlık ya da ilericilik demek değildir. Ancak ideal olan şey yenidir. Güncel olana uyum sağlayan her yeni, konformist ya da pragmatik eklentiler, hakiki olanın ya da ideal olan durumun yerini asla alamaz .
Baskın kültür, baskın medeniyet, baskın fikir, önder üretici hangisi ise, dünyada geçerli olacak olan kültür ve sistem sadece onunkidir. Diğerleri ezilir, kimliksizleşir ve kaybolur. kültür denilen şey, artık dünyada mekanik ve digital bir sisteme evriliyor. Bundan sonra dünyada kültür ya da kültürler değil; sistem ya da sistemler yer alacak. Algoritmalar, kodlamalar, yazılımlar. çünkü insana ve insanlığa ait her şey bir bir eriyip yok oluyor. kültürden sisteme geçiliyor. Kapalı devre bir sisteme geçiliyor. Yapay Zeka ve Algoritma Tabanlı Digital Küresel Kültür. kültür dediğin yöresel ya da ulusal-coğrafi olur halbuki. Artık, coğrafya kaderdir, coğrafya insanın mizacını belirler , kültürünü belirler diye şeyler de konuşulmayacak. konuşursa saçmalamış olacak.
zaten bildiğimiz anlamda kültür , gelenek , örf diye öyle “salakça” şeylerden kalmadı pek. kalmıyor , tükeniyor. zaten gerek yok, ayak bağı onlar. Mars’a gidecez ağırlık yapmasınlar. hahaha.
Milliyetsizleştirme, toplumsuzlaştırma, değersizleştirme, cinsiyetsizleştirme, dinsizleştirme, ulusal devletlerin köleleştirilmesi, yeni yeni krizler yaratarak dünya kamuoyunu baskı altına alıp sindirme, özel hayatın ihlali, mahremiyetin işgali, küresel terör ve paranoyası, gıda terörü, crispr projesi, karbon salınımı, iklimsel müdahaleler, akıllı şehirler ve robotik yaşam. kısacası yeni “tanrımız” teknoloji ve yapay zeka. dünya halkları ortaçağ avrupasındaki halklardan bile çok da özgür olamayacak. İnsanın bireysel irade ve idare alanı giderek yok oluyor. kerli ferli adamların çipleme gibi komplo teorilerine hiç girmiyorum bile. son yapılan dünya ekonomik forumunda “iklim krizi” zokasını ortaya atıp 2030 yılına kadar 1 milyar insanın göçe kalkışacağı ve bu konudaki önlemler konuşuldu.
yeni tanrımız olan teknoloji artık her şeye müdahale ediyor. değiştirip baştan yaratıyor. hava, su, ateş, toprak. bunlar doğanın tözleri. bu yeni tanrı, canlılara ve doğaya müdahale edip değiştirebilecek güce ulaştı. Bilimin amacı artık sadece, insanı güvenle yaşatmak ve müsibetleri bertaraf etmek değil. modernizmin amaçları ile postmodernizmin amaçları arasında her yönden uçurumlar var. Bu saatten sonra artık teknoloji, insanoğlunun elindeki sihirli değnek değildir; insanoğlu teknolojinin elindeki değnektir. Bilime de , teknolojiye de artık güvenmiyorum. çok değişik komplo teorileri duyuyorum (haarp gibi) bunlar hakkında çok derin araştırma yapmadığım için onları şimdilik es geçiyorum. ancak bunlar yenilir yutulur cinsten değil. Ancak dünyada bilim ve teknoloji eliyle fütursuzca ve pervasızca sermaye – kazanç odaklı, siyasal güç odaklı etiksiz, çok pis işlerin döndüğünden eminim.
Küreselleşme, post modern teknoloji ve globalizm, görkemli bir zokadır. ucunda yem olarak neoliberalizm, lüks ve konfor, post modernizm ve vahşi kapitalizm vardır. seç beğen yut ve yok ol.
bu kadar şatafata rağmen hala bir kanseri sözde yenemeyen insanlık Mars’a gitse ne olur?
ortada GDO’lu ve türlü katkı maddeli gıdalar ve tüketim maddeleri derya deniz üretilip dünyaya satılırken ve bu sebeple kanser vakalarının, erken yaş kalp krizlerinin katlanarak artışı ? nüfusun azami ölçüde azalmasını istiyorlar . artık dertleri devaları para kazanmak da değil. parayı koyacak yer bulamıyorlar dünyada artık. belki de bu yüzden mars’a gidiyorlar. hahaha. inanılmaz bir maddi güçleri var. gücü ellerine aldılar ve 20 yıldır dünyayı kendi istedikleri şekilde değiştiriyorlar. dünyayı, doğayı, insanı ve toplumları. Ellerinde emir verecekleri bir “Tanrı” var şimdilik. ancak şöyle bir gerçek de var ki; bu böyle sürmeyecek ve gün gelecek o emrettikleri tanrı, onlara emretmeye başlayacak.
dünyayı kurtardınız da Mars kalmıştı. Dünyanın ve halkların hali ortada.
#Antiküreselalgı
#antiküreselalgı
Küresel sermayenin bilim çetesi ile yeni model insan ve yeni model yaşam geliyor. Yapay zeka, Siber Devrim, Metaverse, Transhumanism, Neuralink. ( yarı bio, yarı yapay insan) Özgürlük tatavası ve konfor ile kandırılan insan, kendi özel bilgi mahremiyetini ve kendi özel hayatının mahremiyetini kendi rızasıyla yok etmeye doğru gidiyor.
yeni model insan. yeni model hayat. tamamlanmış digital hayat.
Küreselleşmenin güzelliklerini, rahatlıklarını, avantajlarını, küresel görüş ve küresel felsefeyi, küreselleşmenin nimetlerini kim sayıyorsa yıllardır onlarla kapıştım her yerde.
Küreselleşme son 30 yıldır dünya halklarının ve yerel kültürlerin, bütün güzelliklerin, güzel soylu manevi değerlerin, duyguların, renkli, farklı inanış ve fikirlerin yani insana ait ne varsa hepsinin sonunu getirecek olan paradigmanın başlangıcıdır. İnsana dair pek bir şey kalmayacak. Belki de hiçbir şey.
Amaçlanan şey; Kültürlerden kapalı devre sisteme geçmek, tek tip insan modeli ve tek dünya kültürü ile dünyayı; muhalif algılar , değerler, kutsallığı olan duygular, aile , toplum ve dinler olmadan daha kolay yönetmek ve ürettikleri her şeyi daha da kolay satıp dayatmaktır. Amaçlanan şey sistemdir. Sosyopsikolojik ve Sosyokültürel projelerle birlikte tabi ki ürettikleri teknolojilerle; “Kesinleşmiş Somut ve Kalıcı Hakimiyeti” yani sistemi kurmuş olacaklardır.
Amaçlanan şey ise ne yazık ki bugün belli oranda başarılmış durumdadır.
Tek Çare:
#antiküreselcialgı
#Antiküresel
#Antiküreselci
#Antiküreselcilik
Yazan: K.Çağlar Aksu
İçinde Kalmasın