Mükemmel fikir var mıdır?

Mükemmel fikre ulaşılabilir mi?

Mükemmel fikir, hakikat ve ideal denen mefkûreye giden yegane yoldur.

Peki böyle bir şey var mıdır ya da günümüz için olağan mıdır?

Kadim tarihten günümüze mükemmel bir fikir var olmuş mudur?

Bu noktada dinleri başka bir düzleme koymak gerek çünkü din, inanç dairesinde kalan bir olgudur. Akılla ve düşünce düzlemleriyle bir ilgisi yoktur.  

Tarih öncesi devirlerden günümüze kadar, yanlış anlaşılmayan ya da içinden yanlış bir sonuç doğurmayan hiçbir fikir göremedik henüz. Başka diyalektik açılımlara, yanlış izleklere, amacı ya da ideali dışındaki zanlara, sanılara ya da sanrılara meydan bırakmayan, değişmeyen ve değiştirilemeyen düşünceye mükemmel fikir denir.

Hiçbir zaman suiistimal edilemeyen bir fikre de mükemmel fikir diyebilir miyiz?  Sanırım diyebiliriz.

Uygulandıktan sonra yan etki bırakmayan, her ne şekilde ya da ne olursa olsun sosyal ya da siyasi, ekonomik alanlarda hiçbir sıkıntı yaratmayan fikir; mükemmel fikirdir. Böyle bir fikir bir gün ortaya çıkabilir mi? İnsanoğlu evrimleştikçe ve yaratacağı yapay zekanın da yardımıyla böyle bir fikre bir gün ulaşabilir. Bu hadise günümüzden çok uzun bir zaman sonra meydana gelebilir.

Peki günümüze kadar mükemmel bir fikir neden yaratılamadı? Çünkü insan aklı da sınırlı ve aciz. İnsan aklının yarattığı çoğu düşüncenin; gerek yakın tarihte gerek uzak tarihte, sonuçlarının ne olduğunu, hem yerel hem de küresel ölçeklerde bütün bir insanlık olarak yaşadık ve gördük. Hala da yaşıyoruz.

ben sonuca bakarım her şeyde. bir fikir; her ne şekilde ve her ne düzlemde, neye sebep oluyorsa ya da olmuşsa o fikir odur. önemli olan tek şey sonuçtur. Bir şekilde sonunda ortaya çıkan toplam manzaradır.

Üst insan, Nirvana, İnsan-ı Kamil, diye bir şey yok. Hiç olmadı. herkesten farklı ve çok daha derin düşünen ve davranan idealist insanlara, o isimleri biz taktık. onları olağanüstü bir konuma getirdik.. Çünkü insan beyni, zekası ve aklı; henüz nihayete ermiş, varlığı ve yapısı kemalata ermiş bir düzlem değildir. Evrende her şey hala oluşum sürecindedir. Sürekli değişen ve dönüşen bir süreç, bir akış. Bu akış sürecinde insan beyninin (homo sapiens) ortaya çıkışı yaklaşık sadece 300 bin yıldır. bu evrensel ölçülerde küçük bir sayıdır. Medenileşmesi ve kültürleşmesi ise sadece 12 bin yıldır. (tarım devrimi) Yani insan beyni henüz sadece bu kadar bir dönemin izin verdiği kadar gelişmiştir.

Bütün ama bütün insanların hepsinin birden aydınlanması için ise, mükemmel bir fikre ihtiyaç vardır. Mükemmel bir düşünce sistemi, mükemmel bir diyalektik paradigması, mükemmel bir algoritma, mükemmel bir önerme, mükemmel bir yadsıma, mükemmel bir retorik, mükemmel bir poetik, mükemmel bir teori, mükemmel bir pratik.

İnsanoğlunun günümüzde böyle bir şey üretmesi ne yazık ki imkansız. Bulacağın mükemmel fikrin düzleminde, insanlığını kaybetmeyecek şekilde, insanoğlunun genleriyle oynarsın , belki olabilir. insan acizdir. insan sadece insandır. ya da doğal evrimsel süreç işler ve insanoğlu yüzbinlerce yıl sonra üstünleşmiş olur ve mükemmel fikre ulaşır. gerçekten nirvana’ya çıkar. hakikatin bilgisine ulaşır. (madde nasıl var oldu? biz kimiz, nerden geldik? nereye gideceğiz?)

İnsanoğlu kendisini çok üstün görerek boyundan büyük işlere kalkışıp durdu ve kalkışıyor. Bu huyundan bir an evvel vazgeçmesi ve ilk önce, her şeyden önce mükemmel bir fikre odaklanması lazımdır. İnsanoğlu günümüzde bu kadar şey yapıp ederken, peki elinde mükemmel bir fikre sahip midir? Elinde İdeal bir etik, ontolojik, felsefi, temele haizmidir? İnsanoğlu bu baş döndüren teknolojik ve bilimsel gelişim seyri içinde sadece; ekonomik, siyasal, popülist, sermayeci, materyalist, komformist, opörtünist ve pragmatik reflekslerle hareket etmektedir.  Her şey piyasanın kitabına uydurularak sahte algılar içinde, aslında günübirlik şekilde, manüplasyon ve subliminal propagandalarla, algı yönetimleri, pazarlama yöntemleriyle ilerlemektedir. Ortada yapıcı, ayakları yere basan ve küresel mükemmel bir bilinç yoktur. Tamamen neoliberal ve piyasa odaklı, küresel ve yerel rekabet içinde büyüme odaklı, para odaklı , satış odaklı pragmatik ve duyarsız, mekanik haraketler içinde savrulan ezici bir devinimin, doyumsuz ve tehlikeli hakimiyetinden başka pek bir şey göremiyorum.

İnsanoğlu evrimsel anlamda Homo Sapiens Sapiens türü olarak dünyada diğer canlılar içinde çok da eski ve çok da köklü bir varlık değildir. Evrimsel yolculuğu daha dün, yani sadece 300 bin yıl önce başlamış ve evrimleşme süreci devam eden bir canlıdır. Dolayısıyla survivor koşulları içinde elde ettiği üstünlük olan akıl ve bilinci ise, henüz emekleme aşamasındadır. Evrimsel süreçte bütün kusurlarını ve acziyetlerini en asgari düzeye indirmesi için daha çok zamana ihtiyacı vardır.

Dil ise insanoğlunun evrimsel gelişiminin yegane göstergelerinden ve ölçütlerinden biridir. İşte bu minvalde insanla birlikte dil ya da diller de evrimleşip gelişmektedir. Kim bilir evrimsel süreçte insan aklı ve bilinci, hatta teknolojisi geliştikçe ilerde dilin haricinde de başka bir genel geçer iletişim aracı da ortaya çıkabilecektir. Günümüz için yegane ve genel – geçer iletişim aracı ise hala dildir. Hala dilse: evrimsel süreçlerde şu ana dek, dil de sadece insan kadar gelişmiştir. Bir şey düşünürken dil ile düşünürüz. Dilimiz ile fikir üretiriz. Yani kendi kendimize aslında kendi içimizden konuşmuş oluruz. Bunu da sadece mensubu olduğumuz dilin imkanları içinde yapabiliriz.

Dilin imkanları ise sınırlı ve yetersizdir. Yani fikir üretme edimini, hala eksik ve kusurlu bir araç ile yapmış oluyoruz. Edebiyat sanatında, ya da bütün sanatlarda dilin yetersizliğini, yani her şeyi kelimelerle anlatamadığımızı da biliriz. Resim, heykel gibi sanatların özü de dilden ibarettir. Çünkü zihinde oluşan ve geliştirilen her şey dille oluşur. Dilde oluşur Yani bütün sanatların özünde yine dil vardır. Bütün düşüncelerin, kompozisyonların, sistemlerin, yapıların, fikirlerin, felsefelerin, ideolojilerin özünde de yine dil vardır. “Dil, varlığın evidir”, demiştir M. Heidegger.

Bireysel olarak üretilen bir fikir başkasına yine dil yoluyla iletildiği zaman; o fikir artık kaynaktan çıkıp bir kanala, yani dile yönelmiş olur. Dilden ise Alıcıya ulaşan bu fikir, artık alıcının içindeki unsurlara bağlı olarak değişecektir. Bu değişim, alıcının kapasitesine göre az ya da çok olacaktır. Kaynağın kendi yetersiz dil koşulları içinde oluşturduğu bu fikir, dil kanalıyla alıcıya ulaşır ve bu kez de alıcının kendi sınırlı ve yetersiz kendi dil koşulları içinde evrilip çevrilir.

Zihnin ve aklın ilk kıvılcımından çıkan saf düşünce, beyinde işlenip fikirleşirken, dil kanalı içinde eksilir ve değişime uğrar. Bunun en büyük sebeplerinden birisi dildir. Üretilen bu fikir (yani dejenere olup eksilmiş olan saf düşünce) yine aynı dil kanalları içinde başka kanallara ve alıcılara yayılır. Yine bozulmalara maruz kalır.

“Buldum!“ ya da “Evreka!” denilen şey ile, bu denildikten hemen sonra ortaya çıkan şey; kesinlikle bire bir, kesinlikle yüzde yüz aynı şey değildir. Bu mümkün değildir. İşte mükemmel fikrin önündeki en büyük engellerden biri de bu durumdur.

Tarihten günümüze yazılagelen ya da dillenegelmiş her fikir, üretilen her düşünce, söylenen her söz; bir şekilde ve çeşitli ölçülerde eksilerek ortaya çıkmıştır. Ve bozuma uğrayarak ilerlemiştir.

Dil , aşılması gereken bir imkandır.

“Kelimelere yüklediğim anlamı; ancak ben bilebilirim.”

(Gorgias, M.Ö. 483 – 376-374)

K.Çağlar Aksu


İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Posted in ,

İçinde Kalmasın

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin