Anlamsız bir varoluş, devamında sayısız ve derinlikli anlamlar yaratıp kendini sürdüremezdi.  Düşüncesiz ortaya çıkan bir oluşun içinden  -düşünce- var olamazdı. Aklın varlığı,  akılsız başlayan sürgit bir hengame içinde ortaya çıkamazdı. Anlamsızlıktan ise sadece anlamsızlık çıkar. nedensizlikten nedensizlik çıkar. Üstelik aklı bile ortaya çıkaracak tutarlı bir nedensellik çıkmaz. 

Big Bang ‘ ten beri evrenin sayısız süreçlerinin,olaylarının, olgularının her birinin tesadüfen, anlamsız ve düşüncesiz vuku bulması, aynı absürd tesadüflerin/olasılıkların yine absürd bir inat ile tekrarlanması ve devam etmesi fikri akla aykırıdır. Determinizm ve nedensellik.ya da belirsizlik adı her neyse bunun sürekliliğinin 13,5 milyar yıldır aksamadan devam etmesi ya da ilk proteinlerin faklı yer ve koşullarda ortaya çıkması, amino asitlerin ortaya çıkması, ondan da önce büyük ve basit atomların ortaya çıkıp ( hidrojen, helyum) başka atomları ve elementleri oluşturması ( karbon, oksijen, azot)  ve sonra Cambriyen çağı ve sonra, ve sonra….. ve aklın ortaya çıkması. Dilin ve sözün ortaya çıkması. Kaos ya da determinizm. Tanımlar benim için önemli değil. Ben her sabah uyanınca yeniden nefes alabiliyor muyum? Planck ya da entropi sabiti devam ediyor mu? Kanım hala kırmızı mı ya da güller? Güneş hidrojeni helyuma dönüştürmeye devam ediyor mu? Ve diğer bütün yıldızlar. Kaos ya da belirsizlik denilen şeylerde böyle çok uzun süreli sabiteler, süreğenlikler ve devamlılıklar olmaz. Demek ki kuantum mekaniğinde görülen belirsizlik bile evrendeki ve doğadaki belirlilikleri sağlıyor. Atom altındaki belirsizlik atom üstündeki belirliliği sağlıyor. Ve diğer yüzlerce sabiteyi ve yasayı.

Biz ise bu yeni yüzyılda yapay zeka ile yeni bir aklı ortaya çıkarmak üzereyiz. Demek ki bir aklı ancak başka bir akıl ortaya çıkarabiliyor. peki öyleyse biz de akıllı isek o halde bizim aklımızı da bizden üstün bir düşünce ve güç oluşturdu dersek bana göre çok mantıksız bir sentez yapmış olmayız. Çünkü gerisi ürkütücü bir saçmalık. Akıl,  her şeyin kanıtıdır. varlığın da kanıtıdır, var olmanın da kanıtıdır.

Bu evrenin içindeki bütün dalgaları, frekansları, dalga boylarını, bütün kuantal alanları, kuantum salınımları, bütün devinimleri, ışımaları , yayılımları , karanlık enerji ve karanlık maddeyi çözememişken kalkıp bu evrenin içinde , tekrar ediyorum evrenin kendi içinde biz bir hiçlik alanı oluşturduk demek ve sonra da biz bilim yapıyoruz demek hangi rayonel bütünlük içinde ele alınabiliyor. Biz hiçlik alanını oluşturduk ve içinde parçacık oluştu. Ne güzel ya. Tamam da sen o deneyi yine bu evrenin içinde yaptın. Komik gerçekten. Senin sağladığını sandığın o hiçlik alanı ne kadar bir hiçlik alanı ve nasıl bir hiçlik alanı? Hiçliğinin oranı ne? Hem sonra hiçliğin alanı mı olur? Hiçliğin alanını nasıl ölçüyorsun? Hiçliğin tanımı yoktur ve tanımlanırsa hiçlik değildir. Bir kuvezin ya da tüpün içindeki boşluğa hiçlik mi diyorsun? Bana 15 lt hiçlik sar.  Çevresinde kendisini saran bir tüp bulunan bir alan bir hiçlik olur mu? O halde bana evrenin içinde bir köşede, kendisi doğal olarak kendi halinde duran bir hiçlik alanı göster. Bunu yapamazsın işte. anca kuantum vakumuna hiçlik dersin. Kuantum alanlarına ve kuantum dalgalanmalarına hiçlik dersin. O alanlarda çok çok kısa zaman dilimlerinde sanal parçacıklar oluşup kaybolur ve sen kendi kendine hiçlikten parçacık oluştu dersin. Evrende hiçliğin olduğu bir yer yoktur. Casimir etkisi deneylerinin hiçlikle ve yokluk ortamıyla hiçbir ilgisi yoktur. Yokluk ya da hiçlik demek sıfır potansiyel ve sıfır hareket demektir. Evrende hiçlik alanlarının var olmayışı bile evrenin bir var edicisi olduğunu kanıtlamakta. Evrende hiçlik alanları olsaydı, evrenin kendi kendine bu hiçlik alanlarının birinden ya da bunlar gibi bir hiçlik alanından doğduğunu söyleyebilirdik. Bu hiçlik alanları, tıpkı kozmik mikrodalga arka plan ışıması kalıntısı gibi evrenin belli başlı yerlerine dağılmış olurdu. Buradan çıkan sonuç ise Big Bang ve enflasyondan önce felsefi olarak da bir hiçliğin olmadığıdır.

Big Bang’dan önce Tanrısal ortam vardı. Bu sebeple bir hiçlik ortamından zaten söz edilemez. Evren yaratılmadan önceki ortam Tanrısal ortamdır. Big Bang olayı ise bir dönüşüm olayıdır. Var olan Tanrısal ortamın başka bir Tanrısal ortama dönüşmesidir. Varlığın tümü ise zaten çeşitlenen bir Tanrısal ortamdır. Değişen ve dönüşen Tanrısal ortamlar bütünü. Tanrısal ortamla Tanrı farklı kavramlardır. Tanrı’nın yarattığı bütün sistemler ve varlıklar birer Tanrısal ortamdır.

Fizik felsefi anlamdaki hiçliği kabul etmez. Hal böyleyken yapılan deneylerde yokluk alanı-hiçlik alanı oluşturuldu demek tuhaf bir PR çalışmasıdır. Gözlemlenebilir evren de bir kuantum alanının, belki de ilk kuantum alanının içinde oluşmuştur; çünkü enerji kendi kendini yoktan üretemez veya yok edemez. Evrenin ve enerjinin, sabitelerin, belirliliklerin bir başlangıcı varsa, bunun bir başlatıcısı da vardır.

Anlamsız bir varoluş, devamında sayısız ve derinlikli anlamlar ve belirlilikler yaratıp kendini sürdüremezdi. 

vardan var olur.

hiçten hiç olur.

K.Çağlar Aksu


İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Posted in ,

İçinde Kalmasın

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

İ N İ S İ Y A S Y O N sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin