Bizi hormonlar, kimyasal tepkimeler, hücreler, nöronlar yönetmiyor. Evet onlar işlev sahibi unsurlar tabi ki ama kendini bütün bunların toplamı bir makine farz eden insan bir iradesi olduğunu nasıl söyleyebilir? O halde sadece kendi içgüdüsel dürtülerimizin ve genetik kodlarımızın etkisiyle hareket eden hormonların ve hücrelerin tepkimelerine bağımlı köleler miyiz? Ben buna inanmıyorum. Homo Sapiens dünyadaki bütün canlılardan çok çok farklı bir varlık. Dizili domino taşlarını düşünürsek zihinde ilk taşa dokunan şey nedir? Başlatan güç ya da şey nedir ? Ben bir şey düşünmek istiyorum ve düşünüyorum. Düşünce üretiyorum. Hayal kuruyorum hatta film oynatıyorum kafamda. Sadece beyinden ve içindekilerden oluşuyorsak; “Benim beynim” derken bunu söyleyen “ben” kimdir ve nedir? Beyne sahip olduğunu iddia eden şey nedir? Beynini kullan , aklını kullan derken de aynı şeyi söyleyebiliriz. Varlıksal bütünlüğümüzde beynin de ötesinde, üzerinde olan bir şey var. yoksa “beynim ” demezdik , direk o beyin olurduk ve ona göre konuşurduk. yani dil , semantik olarak o şekilde evrimleşirdi bütün dillerde. Beyni bizler için araçsal bir şey yapan durum ya da şey nedir? yani beyin bu konumda bir özne değil; bir nesnedir. sadece beyinden ibaret olsaydık beynimiz bir nesne değil ; özne olurdu. Umarım anlatabiliyorumdur.
Düşünce nasıl oluşuyor peki? Bellek, zihin, zeka, akıl, us, bilinç. Düşünceyi başlatan şey ya da irade nedir? Dizili dominolarda ilk taşa ne dokunuyor? Düşünme sürecini başlatan etki nerde ve ne? Düşünce bir enerjiyse ve başka bir enerjiden doğuyorsa , ruha gelmek istiyorum çünkü ruh taşıyoruz. Metafizik bir yönümüz var. Ağlıyoruz mesela. Gülmek de bize mahsus bir olay ve o da metafizik bir süreç. Kalbimize birçok şey ayan olabiliyor mesela. Çok değişik hislerimiz var. Altıncı his, duru görü, hissi kalbel vuku, telepati, vs…gibi. Mistik yönlerimiz var. Sanat üretiyoruz. Bir şeylere inanmak istiyoruz mesela. Mesela yeryüzünde deliren tek türüz. Delirmek bana göre psişik bir durum. Bir sonuç. Ruh hastalıkları diye bir terim var mesela. Rüya görüyoruz.
Evrendeki bütün metafizik gerilimi ve süreğen stabil gizemi biz de kendi içimizde taşıyoruz. Konu dışı ama şundan da eminim; kendimizin her şeyini çözmeden evreni asla çözemeyeceğiz.
Biz yeryüzündeki diğer türlerden çok başka bir enerj ve frekans taşıyoruz. Ben sadece enerjilere, titreşimlere ve frekanslara inanıyorum. Evrende her şey bundan ibarettir. Kuantum mekaniği de bunu ileri sürmüştür. (Sicim teorisi) enerji bir titreşimdir. Titreşimin niteliği ve yoğunluk derecesine göre madde türleri oluşur ya da oluşamaz. Ruh: madde haline gelememiş türde ve frekansta bir titreşimdir. Düşünce de bir titreşimdir. Başka bir titreşimin yani ruhun içinden çıkar. Evrenin tamamı kuantum alanlarıyla örtülüdür. Yani titreşimle.
Yoksa yani şöyle mi oluyor? Beynimizde her seferinde 100 milyar nöron, biz bir karar vereceğimiz vakit kendi içlerinde bir oylama mı yapıyor? Nöronlar ve karar oylaması. Sonra biz de çıkan sonuca göre karar verip hareket ediyoruz. Ne şahane. Ne hoş. Bunların bir başbakanı da var mı? Senato binaları nerde?
Düşünce , evrendeki en büyük mucizedir. Ve en özel, en güçlü titreşimdir. Ve sadece madde ile izah edilecek bir şey değildir. hisler, duygular ve arzular. Bunlar ise düşüncenin yoğunlaşmış ve derinleşmiş halleridir.İradenin varlığı , ruhun da varlığını kanıtlar. Düşünce ise , iradenin varlığını kanıtlar. Dolayısıyla düşünce de ruhun varlığını kanıtlar.
İşte bizdeki ve her şeydeki o çok farklı titreşim ve frekans ruhtur .İnsan dediğimiz spesifik varlık sallam seyit bir makineye ve madde yığınına indirgenemez. İnsan kapalı devre bir düzenek değildir. transandantal ve aşkın bir varlıktır.
K.Çağlar Aksu
İçinde Kalmasın