Beyin bir rüyaya geçtiği anda rüyayı da kendi ürettiği bir düşünce, kendi iradesindeki bir imajinasyon zanneder. Bu yüzden rüyaya geçtikten sonra bunu, bu süreci hiç yadırgamaz. Bu sebeple zihin rüyada olduğunu düşünemez, bilemez. rüyada olduğunu fark edemez. İşte ne oluyorsa o geçiş anında oluyor. rüyaya geçiş anı. günlük hayattaki, yani rüya harici hayatımızdaki düşüncelerimizi, eylemlerimizi kendi irademizle ürettiğimiz için; o eylemleri, o akışı hiç yadırgamayız rüyada olduğumuz kanısına kapılmayız. bütün o hayatın gerçek olmadığı hiç aklımıza gelmez. Çünkü bu düşünceleri ve eylemleri kendi irademizle kendimiz oluşturuyoruzdur beynimizde. Zihin kendisinin üretmediği her düşünceyi normalde yadırgar. Hiç düşünmediği şeylerle karşılaşınca normalde tepki verir. Bu tepkiler korku, heyecan, şaşkınlık ve dehşet olarak çeşitlenir . Beyin rüyaya geçtiği anda da o süreci ve akışı, hala kendisinin ürettiği, kendi iradesiyle yaptığı kanısında olduğu için yani kendi iradesiyle oluşturduğunu zannettiği için rüyaya şaşırmaz ve tepki vermez. Bunu yine çok olağan ve normal karşılar. Hiçbir şey olmamış gibidir. İşte bu yüzden rüya gördüğümüzü , bir rüyanın içindeyken anlayamayız. Bunu anlamamız için uyanmamız gerekir. Yani o akıştan çıkmak gerekir. Bütün sır işte o akış anıdır. En büyük sır ise beyni yanıltan o akışa geçiş anıdır. akışa giriş anı. Fake algılar ve fake düşünceler dünyasına geçilir. İstem dışı oluşan düşünceye rüya denir. Rüyada olduğumuzu anlayamayız. Çünkü beyin o istem dışı oluşan düşünceyi istem içi zanneder. Rüya görmek irademiz dışındadır. Rüyanın içeriğini oluşturmakta irademiz dışındadır. Halbuki beyin ve zihin bunu hiç yadırgamaz bunu da bizim irademizle yaptığımızı zanneder. Belki de beyin bunu yadırgadığı anda rüyadan uyanmış oluyoruz. yani bunu yadırgadığı için tam o an uyanmış oluyoruz. zihindeki olağandışı veri akışı sona ermiş oluyor. uyanınca rüyada olduğumuzu anlıyoruz. Zihin bunu yadırgıyana kadar süren bir akıştır rüya ve bu yüzden çok kısa sürer. rüyanın kısacık sürecinde beyin anlık olarak kendi kendini hackliyor ya da beyin spontane bir boşluğa düşüyor. o boşluk anında bilinçaltı çok kısa bir süre devreye giriyor. oradan gelen verilerle rüya akışı başlıyor. günlük hayatta kendi isteğimizle ürettiğimiz ya da farkında olduğumuz düşüncelere rüya diyemiyoruz. Çünkü onların hepsini kendi irademizle kendi isteğimizle üretiyoruz. İşte beyin rüyaya geçtiği anda ise, rüyada olmamıza rağmen, rüyadaki düşünceleri kendi isteğiyle üretmemiş ya da üretmiyor olmasına rağmen bunu normal karşılıyor. İşte bu yüzden de rüyada olduğumuzu anlayamıyoruz. hala kendimizi günlük hayatta gerçek hayatta zannediyoruz. beyin dışardan bir duyum gelmediği halde kendi kendine veri üretip buna inanıyor ve bu gerçekliği normalleştiriyor. tıpkı günlük hayattaki dışardan gelen duyum ve veriler gibi. veriler gerçek uyaranlardan geliyormuş gibi davranıyor. somut bir kaynak olmadığı halde alıcı haline geliyor beyin.
Benim bu konuda edindiğim marjinal tecrübelerime değinirsem, kendi rüya süreci akışlarımda son bir yıldır, rüyaya girdiğim anı fark edebildiğimi anladım. tam uykuya geçecekken “ne oluyo lan diyorum” “nerdeyim, ne alaka diyorum” fakat rüya hemen sonlanmış oluyor. Beyin bunun gerçek olmadığını anlayıp bunu yadırgayınca bu durumdan kendisini hemen kurtarmak istiyor. yani rüya devam edecekse benim bilincim, yani ben yokum, ben var isem de artık rüya yok.
K.Çağlar Aksu

İçinde Kalmasın